Vergi Haberleri
İflas Eden Borçludan Tahsil Edilemeyen Alacak Değersiz Alacak Yazılabilir mi?
Ticari hayatın olağan akışı içinde işletmeler, mal teslimi veya hizmet ifası karşılığında alacaklı hale gelebilir. Ancak borçlu şirketin iflas etmesi, alacağın tahsilini ciddi şekilde zorlaştırabilir. Bu durumda mükelleflerin en çok sorduğu sorulardan biri, tahsil edilemeyen alacağın doğrudan değersiz alacak olarak zarar yazılıp yazılamayacağıdır.
Ankara Defterdarlığı tarafından verilen 13.03.2026 tarihli özelgede, hakkında iflas kararı verilen ve bu karar kesinleşen bir borçludan olan ticari alacağın, iflas masasınca yapılan tasfiye işlemleri sonrasında tahsil edilemeyen kısmının Vergi Usul Kanununun 322’nci maddesi kapsamında değersiz alacak olarak kaydedilip kaydedilemeyeceği değerlendirilmiştir.
Özelgede ulaşılan temel sonuca göre, borçlu şirket hakkında mahkemece iflas kararı verilmiş ve iflas açılmış olması tek başına alacağın değersiz alacak yazılması için yeterli değildir. Alacağın değersiz alacak olarak kayıtlara alınabilmesi için, iflas tasfiyesi sonucunda tahsil kabiliyetinin kalmadığının iflasın kapanmasına ilişkin mahkeme kararı veya iflas idaresinden ya da iflas dairesinden alınacak belgelerle ortaya konulması gerekir.
Özelgeye Konu Olay Nedir?
Özelge talep eden şirketin ticari alacağının bulunduğu bir mükellef hakkında iflas kararı verilmiş ve bu karar kesinleşmiştir. İflas masasınca tasfiye işlemleri yapılmış; ancak alacağın bir kısmı tahsil edilememiştir.
Şirket, tahsil edilemeyen bu bakiye alacağın, kesinleşmiş iflas kararına dayanılarak Vergi Usul Kanununun 322’nci maddesi kapsamında değersiz alacak olarak kaydedilip kaydedilemeyeceği konusunda idarenin görüşünü talep etmiştir.
Özelge KonusuAçıklamaAlacağın niteliğiTicari alacakBorçlunun durumuHakkında iflas kararı verilmiş ve karar kesinleşmiştirSüreçİflas masasınca tasfiye işlemleri yapılmıştırSorulan konuTahsil edilemeyen kısmın değersiz alacak yazılıp yazılamayacağıKanuni dayanakVergi Usul Kanunu 322’nci maddeÖzelge tarihi13.03.2026Özelgeyi veren idareAnkara Defterdarlığı Gelir Kanunları Usul Grup Müdürlüğü
Değersiz Alacak Nedir?
Vergi Usul Kanununun 322’nci maddesine göre, kazai bir hükme veya kanaat verici bir vesikaya göre tahsiline artık imkân kalmayan alacaklar değersiz alacak sayılır.
Değersiz alacaklar, bu niteliğe girdikleri tarihte tasarruf değerlerini kaybeder ve mukayyet kıymetleriyle zarara geçirilerek yok edilir. İşletme hesabı esasına göre defter tutan mükelleflerde ise bu kapsamdaki değersiz alacaklar gider kaydedilerek yok edilir.
Bu düzenlemenin özünde, alacağın artık tahsil edilebilir olmaktan çıkması yer almaktadır. Ancak bu sonuç, yalnızca borçlunun ödeme güçlüğüne düşmesiyle değil, tahsil imkânsızlığının objektif ve inandırıcı belgelerle ispatlanmasıyla doğar.
KavramAçıklamaDeğersiz alacakTahsiline artık imkân kalmayan alacakDayanakKazai hüküm veya kanaat verici vesikaMuhasebe sonucuMukayyet kıymetiyle zarara geçirilerek yok edilirTemel şartAlacağın tahsil kabiliyetinin kalmadığının ispat edilmesiKayıt zamanıAlacağın değersiz hale geldiği yıl
Kazai Hüküm Ne Anlama Gelir?
Özelgede, kazai hükümden anlaşılması gereken husus açık şekilde belirtilmiştir. Buna göre alacağın tahsili için kanun yollarına başvurulmuş olması, icra takibi yapılmış bulunması ve bu başvuru ya da takipler sonunda alacağın ödenmeyeceğine hâkim tarafından hükmedilmiş olması gerekir.
Dolayısıyla, yalnızca alacağın uzun süre tahsil edilememesi veya borçlunun mali durumunun kötüleşmesi kazai hüküm niteliğinde değildir. Vergi Usul Kanunu 322’nci madde uygulamasında alacağın artık tahsil edilemeyeceği, yargısal bir karar veya kanaat verici belgeyle desteklenmelidir.
Kazai Hüküm UnsuruAçıklamaKanun yollarına başvuruAlacağın tahsili için hukuki yollara gidilmiş olmalıdırİcra takibiAlacağın takip edildiğini gösterirMahkeme kararıAlacağın ödenmeyeceğine ilişkin yargısal sonuç aranırVergisel sonuçBu hüküm alacağın değersiz hale geldiğini gösterebilir
Kanaat Verici Vesika Nedir?
Kanaat verici vesika, ödemeyi imkânsız hale getiren hal ve sebepler sonucu ortaya çıkan belgelerdir. Özelgede, kanaat verici vesikalara örnek olarak çeşitli belgeler sayılmıştır.
Bu belgelerin ortak özelliği, alacağın artık tahsil edilemeyeceğini objektif, ciddi ve inandırıcı biçimde ortaya koymalarıdır. Alacaklının tek taraflı iradesiyle alacaktan vazgeçmesi, tek başına değersiz alacak olarak zarar yazılması için yeterli değildir.
Kanaat Verici Vesika ÖrneğiAçıklamaBorçlunun mal varlığı bırakmadan ölümüTahsil imkânsızlığını gösterebilirBorçlu hakkında gaiplik kararıBelirli şartlarda kanaat verici vesika olabilirMirasın reddi kararıMirasçılardan tahsil imkânının kalmadığını gösterebilirBorçlu lehine sonuçlanan mahkeme kararıAlacağın tahsil edilemeyeceğini gösterebilirMahkeme huzurunda alacaktan vazgeçme belgesiBelgeli ve yargısal süreç içeren vazgeçme halidirKonkordato anlaşmasıAlacaktan vazgeçildiğini gösterebilirİcra dosyasının kaldırıldığını gösteren icra memurluğu yazısıBorçlu adresinin saptanamaması ve süresinde yenileme yapılmaması halinde önem taşırİflasın kapanması kararı veya iflas idaresi belgeleriİflas tasfiyesi sonunda tahsil edilemeyen alacak için belirleyici olabilir
İflas Kararı Tek Başına Değersiz Alacak İçin Yeterli midir?
Özelgenin en kritik sonucu, iflas kararının tek başına yeterli olmamasıdır. Borçlu şirket hakkında mahkemece iflas kararı verilmesi ve iflasın açılmış olması, alacağın değersiz alacak olarak hesaplara intikal ettirilmesi için tek başına yeterli kabul edilmemiştir.
Bunun nedeni, iflas kararının yalnızca iflas sürecini başlatmasıdır. İflas açıldığında borçlu müflis sıfatını kazanır ve alacaklılar alacaklarını iflas masasına kaydettirir. Ancak tasfiye süreci tamamlanmadan hangi alacağın ne kadar tahsil edileceği kesin olarak ortaya çıkmayabilir.
Bu nedenle, iflasın açılması ile alacağın değersiz hale gelmesi aynı şey değildir.
DurumDeğersiz Alacak Açısından SonuçBorçlu hakkında iflas kararı verilmesiTek başına yeterli değildirİflas kararının kesinleşmesiTek başına değersiz alacak kaydı için yeterli değildirİflas masasının tasfiye işlemleriTahsil kabiliyetinin belirlenmesi bakımından önemlidirİflasın kapanması kararı veya iflas idaresi belgesiDeğersiz alacak kaydı için dayanak olabilir
İflas Sürecinde Alacaklı Neden Ferdi Takip Yapamaz?
Özelgede iflas yoluyla takibin, iflasa tabi kişiler hakkında yürütülen külli bir takip yolu olduğu belirtilmiştir. Yetkili yargı mercii tarafından iflas kararı verilmesiyle birlikte, kararın verildiği gün ve saat itibarıyla iflas açılmış olur.
İflas halinde, istisnai durumlar dışında borçlu aleyhine haciz yoluyla takipler ve teminat gösterilmesine ilişkin takipler durur. Alacaklının borçluyu ayrıca dava etmesi veya icra yoluyla takip etmesi yasal olarak mümkün değildir.
Bu süreçte alacaklıya verilen temel hak, iflas masasına kayıt olma hakkıdır. İflas, cebri icra ve külli tasfiye yolu olduğundan, bütün alacaklılar eşit şekilde işlem görür ve ferdi icra takiplerine izin verilmez.
İflas Sürecindeki DurumAçıklamaİflasın açılmasıBorçlu müflis sıfatını kazanırFerdi icra takipleriEsas itibarıyla dururAlacaklının yoluİflas masasına kayıt olmaktırTasfiye sistemiBütün alacaklılar eşit şekilde işlem görürTahsil kabiliyetiTasfiye sonucunda netleşir
İflasta Değersiz Alacak Kaydı İçin Hangi Belge Aranır?
Özelgeye göre, iflas idaresi veya iflas dairesi tarafından yapılacak tasfiye işlemleri sonucunda, alacaklardan tahsil kabiliyeti bulunmayan bir tutar kalması halinde bu bakiye alacak değersiz alacak olarak kayıtlara alınabilir.
Ancak bunun için dayanak belge gerekir. Bu dayanak, mahkemenin iflasın kapanmasına ilişkin kararı veya iflasın kapanmasına yönelik olarak iflas idaresinden ya da iflas dairesinden alınacak belgeler olabilir.
Özelgeye konu somut olayda, iflasın kapandığına ilişkin mevcut bir mahkeme kararının bulunmadığı dikkate alınmış ve tahsil kabiliyeti kalmadığı belirtilen tutarın değersiz alacak olarak hesaplara intikal ettirilmesinin mümkün olmadığı sonucuna varılmıştır.
Belge DurumuVergisel SonuçSadece iflas kararı varDeğersiz alacak kaydı için yeterli değildirİflas tasfiyesi tamamlanmışTahsil edilemeyen bakiye belirlenebilirİflasın kapanması kararı varDeğersiz alacak kaydı için dayanak olabilirİflas idaresi veya iflas dairesi belgesi varTahsil kabiliyetinin kalmadığını gösteriyorsa dayanak olabilirİflasın kapanmasına dair belge yokDeğersiz alacak kaydı yapılamaz
Değersiz Alacak Hangi Yılda Gider Yazılır?
Özelgede açıkça belirtildiği üzere, bir alacağın değersiz alacak niteliği kazanmasına dayanak oluşturan kanaat verici belge veya mahkeme kararının ilgili olduğu yıla ait gider hesaplarına intikal ettirilmesi gerekir.
Bu nedenle değersiz alacak, zarar yazılması gereken yıldan önceki veya sonraki yıllarda gider olarak dikkate alınamaz.
Bu açıklama, uygulamada oldukça önemlidir. Çünkü alacak çok önce doğmuş olabilir, iflas kararı daha sonra verilmiş olabilir ve iflasın kapanması daha da sonraki bir yılda gerçekleşebilir. Vergisel kayıt bakımından belirleyici olan, alacağın değersiz hale geldiğini gösteren belgenin veya kararın ilgili olduğu yıldır.
Kayıt ZamanıSonuçBelgenin veya mahkeme kararının ilgili olduğu yılDeğersiz alacak bu yıl gider yazılırDaha önceki yılGider yazılması mümkün değildirDaha sonraki yılGider yazılması mümkün değildirYanlış dönemde kayıtVergisel risk doğurabilir
Şüpheli Alacak ile Değersiz Alacak Arasındaki Fark Nedir?
Özelge doğrudan Vergi Usul Kanununun 322’nci maddesi kapsamındaki değersiz alacak uygulamasını değerlendirmektedir. Ancak uygulamada değersiz alacak ile şüpheli alacak sıklıkla karıştırılmaktadır.
Değersiz alacakta tahsil imkânının artık kalmadığı kazai hüküm veya kanaat verici vesika ile ortaya konulmalıdır. Şüpheli alacakta ise tahsil imkânsızlığı kesinleşmemiş, ancak tahsil riski doğmuş olabilir.
Bu nedenle iflas süreci devam ederken alacağın tahsil edilemeyeceği kesin olarak ortaya konulmamışsa, doğrudan değersiz alacak kaydı yapılamaz. Özelgeye konu olayda da iflasın kapanmasına ilişkin mahkeme kararı bulunmadığı için değersiz alacak kaydı mümkün görülmemiştir.
KarşılaştırmaDeğersiz AlacakTahsil durumuTahsil imkânı artık kalmamıştırBelgeKazai hüküm veya kanaat verici vesika gerekirVergi Usul Kanunu maddesiVUK 322Kayıt sonucuMukayyet kıymetiyle zarara geçirilerek yok edilirÖzelgedeki ana konuİflas süreci sonunda tahsil edilemeyen alacağın değersiz alacak olup olmadığıdır
Uygulamada Dikkat Edilmesi Gereken Kontrol Tablosu
Kontrol Edilecek KonuSorulması Gereken SoruAlacak ticari alacak mı?Alacak işletmenin ticari faaliyetiyle ilgili mi?Borçlu hakkında iflas kararı var mı?Mahkemece iflas kararı verilmiş mi?İflas kararı kesinleşmiş mi?Kararın kesinleştiği belgelenmiş mi?İflas masasına kayıt yapıldı mı?Alacak iflas masasına bildirildi mi?Tasfiye işlemleri tamamlandı mı?Alacağın tahsil edilemeyen kısmı netleşti mi?İflasın kapanması kararı var mı?Mahkemenin iflasın kapanmasına ilişkin kararı mevcut mu?İflas idaresinden belge alındı mı?Tahsil kabiliyetinin kalmadığını gösteren belge var mı?Kayıt yılı doğru mu?Belge veya kararın ilgili olduğu yıl gider hesabına alındı mı?
Özelgeye Göre Uygulama Özeti
KonuÖzelgeye Göre SonuçSadece iflas kararıDeğersiz alacak kaydı için yeterli değildirİflasın açılmasıBorçludan olan alacağın tahsil kabiliyetini tek başına ortadan kaldırmazTasfiye sonucunda tahsil edilemeyen bakiyeUygun belgeyle değersiz alacak olabilirGerekli belgeİflasın kapanması kararı veya iflas idaresi ya da dairesinden alınacak belgeKayıt zamanıBelgenin veya kararın temin edildiği yılSomut olay sonucuİflasın kapandığına dair mahkeme kararı olmadığından değersiz alacak kaydı mümkün değildir
Sonuç
Borçlu şirket hakkında iflas kararı verilmiş ve bu karar kesinleşmiş olsa bile, bu durum alacağın doğrudan değersiz alacak olarak kaydedilmesi için yeterli değildir.
Özelgeye göre, iflas kararının ardından iflas idaresi veya iflas dairesi tarafından yapılacak tasfiye işlemleri sonucunda, alacağın tahsil kabiliyetinin kalmadığının ortaya konulması gerekir. Bu durum ise mahkemenin iflasın kapanmasına ilişkin kararı veya iflasın kapanmasına yönelik olarak iflas idaresinden ya da iflas dairesinden alınacak belgelerle tevsik edilmelidir.
Bu belgeler mevcutsa, tahsil edilemeyen bakiye alacak, belgelerin veya kararın temin edildiği yıl hesaplarına değersiz alacak olarak intikal ettirilebilir.
Ancak özelgeye konu somut olayda iflasın kapandığına dair mevcut bir mahkeme kararı bulunmadığından, tahsil kabiliyeti kalmadığı belirtilen tutarın değersiz alacak olarak hesaplara alınması mümkün görülmemiştir.
10 Soru ve 10 Cevap İle Özelge Özeti
SoruCevapİflas eden borçludan tahsil edilemeyen alacak değersiz alacak yazılır mı?Yalnızca iflas kararı yeterli değildir; tasfiye sonucunda tahsil kabiliyetinin kalmadığı iflasın kapanması kararı veya iflas idaresi belgesiyle tevsik edilirse değersiz alacak yazılabilir.VUK 322’ye göre değersiz alacak nedir?Kazai bir hükme veya kanaat verici bir vesikaya göre tahsiline artık imkân kalmayan alacak değersiz alacaktır.Kesinleşmiş iflas kararı değersiz alacak kaydı için yeterli midir?Hayır, özelgeye göre iflas kararının kesinleşmesi tek başına yeterli değildir.İflasın açılması ile alacağın değersiz hale gelmesi aynı şey midir?Hayır, iflasın açılması süreci başlatır; tahsil edilemeyecek tutar tasfiye sonunda netleşir.İflasta değersiz alacak kaydı için hangi belge gerekir?Mahkemenin iflasın kapanmasına ilişkin kararı veya iflas idaresinden ya da iflas dairesinden alınacak belge gerekir.İflas idaresi belgesi değersiz alacak için yeterli olabilir mi?Evet, iflasın kapanmasına yönelik olarak alınan ve tahsil kabiliyetinin kalmadığını gösteren belge dayanak olabilir.Değersiz alacak hangi yılda gider yazılır?Kanaat verici belgenin veya mahkeme kararının ilgili olduğu yılın gider hesaplarına alınmalıdır.Değersiz alacak önceki veya sonraki yıllarda zarar yazılabilir mi?Hayır, özelgeye göre zarar yazılması gereken yıldan önceki veya sonraki yıllarda zarar yazılması mümkün değildir.Alacaklının tek taraflı vazgeçmesi değersiz alacak sayılır mı?Hayır, alacaklının tek taraflı irade beyanıyla vazgeçtiği alacakların değersiz alacak olarak zarar kaydı mümkün değildir.Özelgenin temel sonucu nedir?İflasın kapandığına dair mahkeme kararı bulunmadığı için tahsil kabiliyeti kalmadığı belirtilen tutarın değersiz alacak olarak hesaplara alınması mümkün değildir.
değersiz alacak, tahsil edilemeyen alacak, iflas eden müşteriden alacak, şüpheli alacak
___________________________
T.C.GELİR İDARESİ BAŞKANLIĞIAnkara DefterdarlığıGelir Kanunları Usul Grup Müdürlüğü
Sayı:E-27575268-105[2025-1808]-16129013.03.2026Konu:Tahsil edilemeyen alacakların değersiz alacak olarak kaydı hk.
İlgide kayıtlı özelge talep formunuzun incelenmesinden; şirketinizin ticari alacağının bulunduğu mükellef hakkında iflas kararı verildiği ve kararın kesinleştiği, iflas masasınca yapılan tasfiye işlemlerinden sonra alacağınızın bir kısmının tahsil edilemediği belirtilerek, alacağınızın tahsil edilemeyen kısmının kesinleşmiş iflas kararına istinaden 213 sayılı Vergi Usul Kanununun 322 nci maddesi kapsamında değersiz alacak olarak değerlendirilip değerlendirilemeyeceği hususunda Defterdarlığımız görüşünü talep ettiğiniz anlaşılmaktadır.
213 sayılı Vergi Usul Kanununun 322 nci maddesinde, “Kazai bir hükme veya kanaat verici bir vesikaya göre tahsiline artık imkan kalmıyan alacaklar değersiz alacaktır.
Değersiz alacaklar, bu mahiyete girdikleri tarihte tasarruf değerlerini kaybederler ve mukayyet kıymetleriyle zarara geçirilerek yok edilirler.
İşletme hesabı esasına göre defter tutan mükelleflerin bu madde hükmüne giren değersiz alacakları, gider kaydedilmek suretiyle yok edilirler.” hükümleri yer almaktadır.
Bu bağlamda, bir alacağın değersiz alacak olarak değerlendirilebilmesi için kazai bir hükme veya kanaat verici bir belgeye göre tahsiline imkan kalmadığının ispatı gerekmekte olup, bahse konu madde uygulamasında esas itibariyle, kaybedilmiş, tahsiline artık imkan kalmamış, değeri sıfıra inmiş alacaklar değersiz alacaklar kapsamında değerlendirilmektedir. Alacağın tahsil güçlüğünün objektif ve inandırıcı belgelerle ortaya konması, değersiz alacak uygulaması bakımından önem taşıdığından, Kanun koyucu tarafından, değersiz hale geldiği ileri sürülen alacağın ciddi olarak takip edildiğine ilişkin çabaların kazai bir hüküm veya kanaat verici bir vesika ile tevsiki öngörülmüştür. Kazai bir hükümden anlaşılması gereken, alacağın tahsili için kanun yollarına başvurulmuş olması, icra takibinin yapılmış bulunması, bu müracaatlar ve takipler sonunda, alacağın ödenmeyeceğine hakim tarafından hükmedilmiş olmasıdır. Kanaat verici vesika teriminden ise ödemeyi imkânsız hale getirmiş hal ve sebepler sonucu ortaya çıkmış belgelerin anlaşılması gerekmekte olup, vergi hukuku uygulaması bakımından kanaat verici vesikalara;
– Borçlunun herhangi bir mal varlığı bırakmadan ölümü veya 4721 sayılı Türk Medeni Kanununun 32 ve izleyen maddelerine göre mahkemelerce borçlu hakkında verilen gaiplik kararı ve mirasçılarından mirası reddettiklerine dair sulh hukuk mahkemelerince verilmiş bulunan mirası red kararı,
– Borçlu aleyhine alacaklı tarafından açılan davayı borçlunun kazandığına dair mahkeme kararı,
– Mahkeme huzurunda alacaktan vazgeçildiğine ilişkin olarak düzenlenmiş belgeler,
– Alacaktan vazgeçildiğine dair konkordato anlaşması,
– Borçlunun dolandırıcılıktan mahkûm olması ve herhangi bir mal varlığı bulunmadığını belgeleyen resmi evrak,
– Borçlunun adresinin saptanamaması nedeniyle icra takibat dosyasının kaldırıldığını ve yasal süresi içerisinde yenileme talebinde de bulunulmadığını gösteren icra memurluğu yazısı,
– Gerek doğuşu gerekse vazgeçilmesi bakımından belli ve inandırıcı sebepleri olmak şartıyla alacaktan vazgeçildiğini gösteren anlaşmalar, (Alacaklının tek taraflı irade beyanı ile alınmasından vazgeçilen alacakların, değersiz alacak olarak zarar kaydı mümkün değildir.)
– Ticaret mahkemesince borçlu hakkında verilen iflas kararı dolayısıyla ilgili masa tarafından alacakların tasfiyeye tabi tutulması sonrasında verilen iflasın kapanması kararına ilişkin belgeler
örnek olarak sayılabilir.
Ayrıca, bir alacağın Vergi Usul Kanunu bağlamında değersiz alacak hüviyeti kazanmasına dayanak oluşturan kanaat verici belgelerin veya mahkeme kararının ilgili olduğu yıla ait gider hesaplarına intikal ettirilmek suretiyle zarar yazılması gerekmekte, zarar yazılması gereken yıldan önceki yahut sonraki yıllarda zarar yazılması mümkün bulunmamaktadır.
Diğer taraftan, iflas yolu ile takip, iflasa tabi kişiler hakkında yürütülen külli bir takip yolu olup, yetkili yargı mercii tarafından verilecek iflas kararı ile kararın verildiği gün ve saat itibariyle iflas açılmış olmaktadır. Böylelikle iflasa tabi kişi müflis sıfatını kazanmaktadır. İflas halinde, istisnai durumlar haricinde esas itibariyle, borçlu aleyhinde haciz yoluyla yapılan takiplerle teminat gösterilmesine ilişkin takipler durmaktadır. Alacaklının borçluyu dava etmesi veya icra yoluyla takip edebilmesi yasal olarak mümkün bulunmamaktadır. Ayrıca, iflas halinde söz konusu takip yolları kapanmakta, sadece iflas masasına kayıt olma hakkı verilmekte, cebri icra ve külli tasfiye yolu olan iflas halinde bütün alacaklılar eşit şekilde işlem görmekte, dolayısıyla ferdi icra takiplerine izin verilmemektedir.
Buna göre, 213 sayılı Kanunun 322 nci maddesi uygulamasında, borçlu şirket hakkında mahkemece verilmiş iflas kararı ile iflasın açılmış olması, borçludan olan alacakların değersiz alacak olarak kabul edilerek hesaplara intikal ettirilebilmesi için yeterli bulunmamakta olup, bu bağlamda mahkeme kararı çerçevesinde iflasın açılması ile oluşturulan iflas idaresi/dairesi tarafından yapılacak tasfiye işlemleri neticesinde söz konusu alacaklarınızdan tahsil kabiliyetinin olmadığı (tahsil edilemeyeceği) anlaşılan bir tutar kalması halinde, bu bakiye alacağınızın mahkemenin iflasın kapanmasına ilişkin kararına veya iflasın kapanmasına yönelik olarak iflas idaresinden/dairesinden alınacak belgelere dayanılarak, belgelerin/kararın temin edildiği yıl hesaplarına değersiz alacak olarak intikali mümkün bulunmaktadır.
Ancak, somut olayda, iflasın kapandığına dair verilen mevcut bir mahkeme kararının bulunmadığı dikkate alındığında, tahsil kabiliyeti kalmadığı belirtilen tutarın değersiz alacak olarak hesaplara intikal ettirilmesi mümkün değildir.
Bilgi edinilmesini rica ederim.
(*) Bu Özelge 213 sayılı Vergi Usul Kanununun 413.maddesine dayanılarak verilmiştir.
(**) İnceleme, yargı ya da uzlaşmada olduğu halde bu konuya ilişkin olarak yanlış bilgi verilmiş ise bu özelge geçersizdir.
(***) Talebiniz üzerine tayin edilmiş olan bu özelgeye uygun işlem yapmanız hâlinde, bu fiilleriniz dolayısıyla vergi tarh edilmesi icap ederse, tarafınıza vergi cezası kesilmeyecek ve tarh edilen vergi için gecikme faizi hesaplanmayacaktır.
___________________________
MUHASEBE MESLEK MENSUPLARINA YÖNELİK HESAPLAMA PROGRAMLARI İÇİN BAĞLANTI…
Kaynak: GİB Özelge
Yasal Uyarı: Bu içerikte yer alan bilgi, görsel, tablolar, açıklama, yorum, analiz ve bir bütün olarak içeriğin tamamı sadece genel bilgilendirme amacıyla verilmiştir. Kişi veya kuruma özel profesyonel bir bilgilendirme ve yönlendirmede bulunma amacı güdülmemiştir. Konu ile benzerlik gösterse de her işletmenin kendi özel şartları nedeniyle farklı durumları olabilir. Bu nedenle, bu yazıda belirtilen içerikte yola çıkarak işletmenizi etkileyecek herhangi bir karar alıp uygulamaya geçmeden önce, uzmanına danışmanız menfaatiniz gereğidir. Yazının yayımlandığı tarihten önceki ve/veya sonraki tarihte içerikteki bilginin güncel olmayabileceğini, geçici veya kalıcı olarak başka yasal düzenlemeler olabileceğini göz önünde bulundurunuz ve kendi durumunuza özel doğru bilgi için konuyla ilgili meslek erbabına/uzmanına danışmanız menfaatinize olacağını unutmayınız. Muhasebenews veya ilişkili olduğu kişi veya kurumlardan hiç biri, bu belgede yer alan bilgi, tablo, görsel, görüş ve diğer türdeki tüm içeriklerin özel veya resmi, gerçek veya tüzel kişi, kurum ve organizasyonlar tarafından kullanılması sonucunda ortaya çıkabilecek zarar veya ziyandan sorumlu değildir. İçeriğin tamamı veya bir kısmı ticari amaçla izinsiz kopyalanamaz aksi durumda yasal işlem yapılır.
