24 Ağustos 2026 , Pazartesi
Mevzuat

Çifte Vatandaşlık ve Yurt Dışında Yaşama Halinde Türkiye’de Temettü Gelirinin Beyanı

Türkiye’de kurulu bir limited şirketten elde edilen temettü gelirinin yıllık gelir vergisi beyannamesi ile beyan edilip edilmeyeceği, yalnızca “temettü elde edilmesi” olgusuna göre değil; kişinin Türkiye’de tam mükellef mi yoksa dar mükellef mi sayılacağına göre belirlenir. Uygulamada özellikle çifte vatandaşlığı bulunan ve yılın önemli bir bölümünü yurt dışında geçiren ortaklarda, ikametgâh kaydı, fiili kalış süresi ve mukimlik belgesi gibi unsurlar belirleyici hale gelmektedir. Bu yazıda konu, Gelir İdaresi Başkanlığınca verilen özelgede yer alan somut olay üzerinden, örnek vak’a diliyle ve yalnızca özelgedeki çerçeveyle ele alınmaktadır. Özelgedeki Somut Olay ve Örnek Vak’a Akışı İstanbul’da kurulu bir limited şirketin ortağı olan Ahmet Bey, eşiyle birlikte şirketin pay sahipleridir. Ahmet Bey hem Türk hem İtalyan vatandaşıdır. 2019 yılında şirket kâr dağıtımı yapmış ve Ahmet Bey temettü geliri elde etmiştir. Ahmet Bey, yılın 200 gününden fazlasını İtalya’da geçirdiğini, dolayısıyla Türkiye’de temettü gelirinden dolayı yıllık gelir vergisi beyannamesi verip vermeyeceğini öğrenmek istemektedir. İdarenin değerlendirmesi, önce “tam mükellefiyet – dar mükellefiyet” ayrımına, ardından Türkiye-İtalya çifte vergilendirmeyi önleme anlaşmasına dayanılarak yapılmaktadır. Türkiye’de Mükellefiyet Türü Temettü Beyanını Neden Belirler Özelgede, Gelir Vergisi Kanununda “Türkiye’de yerleşme” kavramının iki ana ölçüte bağlandığı belirtilmektedir: ikametgâh ve oturma süresi. İkametgâh Türkiye’de ise, kural olarak tam mükellefiyet doğar ve kişinin Türkiye içinde ve dışında elde ettiği gelirlerin tamamı Türkiye’de vergilendirme kapsamına girer. Oturma süresine göre ise, bir takvim yılında Türkiye’de altı aydan fazla kalınması da tam mükellefiyet için yeterli kabul edilir. Somut olayda idare, kayıtlar üzerinden kişinin İstanbul adresinin yerleşim yeri olarak tescilli olduğunu ve devam ettiğini belirterek, ikametgâhın Türkiye’de olmasının tam mükellefiyet yönünden güçlü bir belirleyici olduğuna işaret etmektedir. Temettü Gelirinin Hukuki Niteliği Özelgede, limited şirket ortaklarının kâr paylarının menkul sermaye iradı niteliğinde olduğu açıkça kabul edilmektedir. Bu tespit önemlidir; çünkü temettü gelirinin beyan edilip edilmeyeceği, mükellefiyet türü ve temettünün tevkifatla nihai vergilenip vergilenmediği ile doğrudan ilişkilidir. Tam Mükellefiyet Halinde Temettü Gelirinin Beyanı Özelgedeki değerlendirmeye göre, kişinin ikametgâhı Türkiye’de olduğu için tam mükellef sayılması halinde şu sonuç ortaya çıkmaktadır: Tam mükellef kurumdan elde edilen kâr payının brüt tutarının yarısı gelir vergisinden istisna edilir. Kalan yarı tutar, vergiye tabi gelir olarak dikkate alınır. Özelgede ayrıca, kalan bu tutarın ilgili yıl için Gelir Vergisi tarifesindeki belirli eşiği aşması halinde, kâr payının tamamının yıllık gelir vergisi beyannamesi ile beyan edilmesi gerektiği belirtilmiştir. Somut olay açısından bu eşik, 2019 yılı için ikinci gelir diliminde yer alan 40.000 TL olarak ifade edilmiştir. (2025 yılı Brüt için 330.000 TL ve 2026 Yılı için Brüt 400.000 TL) Bu çerçevede Ahmet Bey, Türkiye’de tam mükellef kabul edilirse, temettünün vergisel sonucunu kâr payının yarı istisnasını uygulayarak ve kalan kısmın eşiği aşıp aşmadığını kontrol ederek belirleyecektir. Dar Mükellefiyet Halinde Beyan Zorunluluğu Doğar mı Özelgede, kişinin gelir elde ettiği dönemde yurt dışında ikamet ettiğini kanıtlaması halinde dar mükellefiyet esasına göre vergilendirilmesinin mümkün olabileceği belirtilmektedir. Bunun için iki tür ispat belgesi vurgulanmaktadır: Yurt dışında ikamet edildiğini gösteren ilgili ülke yetkili makamlarından alınacak mukimlik belgesi İlgili takvim yılında Türkiye’de altı aydan fazla bulunulmadığını gösteren belgelendirme Bu belgelerin ibrazı halinde kişi dar mükellef sayılabilecek ve Türkiye’de tevkif suretiyle vergilendirilmiş menkul sermaye iratları için yıllık beyanname verilmesine gerek olmayacaktır. Bu durumda, kâr dağıtımı yapan şirket bünyesinde yapılan vergi kesintisi nihai vergileme olacaktır. Türkiye-İtalya Çifte Vergilendirmeyi Önleme Anlaşması Çerçevesi Özelgede, Türkiye-İtalya anlaşmasında “mukimlik” kriterlerinin yer aldığı ve kişi her iki ülkede de mukim sayılabiliyorsa, anlaşmada yer alan sıralı bağlama kurallarıyla çifte mukimlik sorununun çözüleceği açıklanmaktadır. Temettüler bakımından anlaşma, temettü ödemesinin lehdarı diğer ülkede mukim ise, hem mukim olunan ülkede vergileme yapılabileceğini hem de temettüyü ödeyen şirketin bulunduğu ülkede belirli bir üst sınırla vergi alınabileceğini düzenlemektedir. Özelgede bu üst sınır, gayrisafi temettü tutarının yüzde 15’i olarak ifade edilmiştir. Anlaşma hükümlerinden yararlanabilmek için mukimlik belgesinin usulüne uygun şekilde temin edilmesi ve gerekli tercüme-tasdik süreçleriyle ibrazı gerektiği özelgede özellikle vurgulanmaktadır. Mukimlik belgesi ibraz edilemezse iç mevzuat hükümleri uygulanacaktır. Sonuç: Özelgede Varılan Nihai Değerlendirme Özelgede, kişinin Türkiye’de ikametgâhının bulunması nedeniyle tam mükellef kabul edilmesi halinde, temettü gelirinin yarı istisna sonrası kalan tutarının ilgili eşikleri aşması durumunda yıllık gelir vergisi beyannamesi verilmesi gerektiği sonucuna ulaşılmıştır. Buna karşılık, gelir elde edilen dönemde yurt dışında ikamet edildiğini ve Türkiye’de altı aydan fazla kalınmadığını gösteren belgelerin ibrazı halinde dar mükellefiyet söz konusu olabilecek; bu durumda Türkiye’de stopajla vergilenmiş temettüler için yıllık beyanname verilmeyecektir. 10 Soru 10 Cevap Tablosu SoruCevapTemettü geliri nedir ve hangi gelir türüne girer?Limited şirket kâr payı menkul sermaye iradı sayılır ve temettü geliri olarak değerlendirilir.Türkiye’de ikametgâh kaydı olan kişi yurt dışında yaşasa da tam mükellef olur mu?Özelgede, ikametgâhı Türkiye’de olanların kural olarak tam mükellef sayılacağı belirtilmiştir.Yılın 200 gününü İtalya’da geçirmek tek başına dar mükellefiyet sağlar mı?Hayır, özelgede dar mükellefiyet için belgelendirme gerekliliği vurgulanmıştır.Mukimlik belgesi temettü vergisi açısından neden önemlidir?Çifte vergilendirmeyi önleme anlaşması hükümlerinden yararlanmak için mukimlik belgesi ibrazı gerekir.Tam mükellef gerçek kişi temettü gelirini beyan eder mi?Yarı istisna sonrası kalan tutar ilgili eşikleri aşarsa yıllık gelir vergisi beyannamesi verilir.Temettü gelirinde yüzde 50 istisna nasıl uygulanır?Tam mükellef kurumdan elde edilen kâr payının brüt tutarının yarısı gelir vergisinden istisna edilir.Dar mükellef olursa temettü için yıllık beyanname verilir mi?Türkiye’de stopajla vergilendirilmiş temettüler için yıllık beyanname verilmez, stopaj nihai olur.Türkiye-İtalya anlaşmasına göre temettüde Türkiye’nin vergi hakkı var mı?İtalya mukimi olunursa, Türkiye’nin temettü üzerinden belirli bir üst sınıra kadar vergi alma hakkı vardır.Çifte mukimlik sorunu nasıl çözülür?Anlaşmadaki daimi mesken, hayati menfaat merkezi, mutad mesken ve vatandaşlık gibi kriterler sırayla uygulanır.Mukimlik belgesi ibraz edilmezse ne olur?Anlaşma yerine iç mevzuat hükümleri uygulanır ve beyan/stopaj sonuçları buna göre belirlenir. ÖRNEK ÖZELGE T.C.  GELİR İDARESİ BAŞKANLIĞI İstanbul Vergi Dairesi Başkanlığı Gelir Kanunları Gelir Ve Kurumlar Vergileri Grup Müdürlüğü    Sayı:62030549-120[86-2020/507]-E.84295513.11.2020Konu:Temettü gelirinin beyanı hk.      İlgide kayıtlı özelge talep formunda, Türkiye’de eşinizle birlikte limited şirket sahibi olduğunuzu, İtalyan ve Türk vatandaşı olarak çifte vatandaşlık hakkı taşıdığınızı, yılın 200 gününden fazlasını İtalya’da geçirdiğinizi, Türkiye’deki şirketinizin 2019 yılında kar dağıtımında bulunduğunu belirterek, elde etmiş olduğunuz temettü gelirinizden dolayı yıllık gelir vergisi beyannamesi verip vermeyeceğiniz hususunda bilgi talep edildiği anlaşılmakta olup konu hakkında Başkanlığımız görüşleri aşağıda açıklanmıştır. I- GELİR VERGİSİ KANUNU YÖNÜNDEN: 193 sayılı Gelir Vergisi Kanununun; – 3 üncü maddesinde; “Aşağıda yazılı gerçek kişiler Türkiye içinde ve dışında elde ettikleri kazanç ve iratların tamamı üzerinden vergilendirilirler. 1.Türkiye’de yerleşmiş olanlar; 2.Resmi daire ve müesseselere veya merkezi Türkiye’de bulunan teşekkül ve teşebbüslere bağlı olup adı geçen daire, müessese, teşekkül ve teşebbüslerin işleri dolayısiyle yabancı memleketlerde oturan Türk vatandaşları (Bu gibilerden, bulundukları memleketlerde elde ettikleri kazanç ve iratları dolayısiyle Gelir Vergisi’ne veya benzeri bir vergiye tabi tutulmuş bulunanlar, mezkur kazanç ve iratları üzerinden ayrıca vergilendirilmezler.)” – 4 ncü maddesinde;  “Aşağıda yazılı kimseler Türkiye’de yerleşmiş sayılır: 1.İkametgahı Türkiye’de bulunanlar (İkametgah, Kanunu Medeninin 19’uncu ve müteakip maddelerinde yazılı olan yerlerdir); 2.Bir takvim yılı içinde Türkiye’de devamlı olarak altı aydan fazla oturanlar (Geçici ayrılmalar Türkiye’de oturma süresini kesmez.)”  hükümlerine yer verilmiştir. Gelir Vergisi Kanununda “Türkiye’de yerleşme” ikametgah ve oturma süresi olarak iki ayrı esasa göre belirlenmiştir. İkametgah esasında yerleşmenin tespitinde; ikametgahı Türkiye’de bulunanlar yerleşmiş sayıldığından bunların tam mükellefiyete tabi olmaları yönünden başkaca hiçbir şart aranmayacaktır. Anılan maddenin parantez içi hükmünde ise ikametgahın Türk Medeni Kanunu hükümlerine göre tespit edileceği belirtilmiştir. 4721 sayılı Türk Medeni Kanununun 19 uncu maddesinde; “Yerleşim yeri bir kimsenin sürekli kalma niyetiyle oturduğu yerdir. Bir kimsenin aynı zamanda birden çok yerleşim yeri olamaz. …” hükmü yer almıştır. Oturma süresi esasında yerleşmenin tespitinde ise Türkiye’de bir takvim yılı içinde altı aydan fazla oturanlar Türkiye’de yerleşmiş sayılır. Anılan Kanunun “Yerleşme sayılmayan haller” başlıklı 5 inci maddesinde yazılı yabancılar hariç olmak üzere bir kimsenin ikametgahının, Türkiye dışında olduğu kesinlikle belli olsa bile, bir takvim yılı içinde Türkiye’de altı aydan fazla oturması, tam mükellefiyet esasında vergilendirilmesi için yeterlidir. Anılan kanunun 6 ncı maddesinde; Türkiye’de yerleşmiş olmayan gerçek kişilerin sadece Türkiye’de elde ettikleri kazanç ve iratlar üzerinden vergilendirileceği, 7 nci maddesinde ise; dar mükellefiyete tabi kimseler bakımından sermayenin Türkiye’de yatırılmasıyla menkul sermaye iradının Türkiye’de elde edilmiş sayılacağı hüküm altına alınmıştır. Diğer taraftan; mezkur Kanunun 75 inci maddesinin birinci fıkrasının (2) numaralı bendinde, iştirak hisselerinden doğan kazançların (Limited Şirket ortaklarının, iş ortaklıklarının ortakları ve komanditerlerin kar payları ile kooperatiflerin dağıttıkları kazançlar bu zümreye dâhildir. Kooperatiflerin ortakları ile yaptıkları muamelelerden doğan karların ortaklara, kooperatifle yaptıkları muameleler nispetinde tevzii, kazanç dağıtımı sayılmaz.) menkul sermaye iradı sayıldığı hükme bağlanmıştır. Yine aynı Kanunun “Toplama Yapılmayan Haller” başlıklı 86 ncı maddesinin birinci fıkrasının (2) numaralı bendinde de, dar mükellefiyette, tamamı Türkiye’de tevkif suretiyle vergilendirilmiş olan ücretler, serbest meslek kazançları, menkul ve gayrimenkul sermaye iratları ile diğer kazanç ve iratlar için yıllık beyanname verilmeyeceği, diğer gelirler için beyanname verilmesi halinde bu gelirlerin beyannameye dâhil edilmeyeceği belirtilmiştir. Öte yandan, anılan Kanunun 22 nci maddesinin (3) numaralı bendinde ise, tam mükellef kurumlardan elde edilen, 75 inci maddenin ikinci fıkrasının (1), (2) ve (3) numaralı bentlerinde yazılı kâr paylarının yarısının gelir vergisinden müstesna olduğu, istisna edilen tutar üzerinden 94 üncü madde uyarınca tevkifat yapılacağı ve tevkif edilen verginin tamamının, kâr payının yıllık beyanname ile beyan edilmesi durumunda yıllık beyanname üzerinden hesaplanan vergiden mahsup edileceğine hükmedilmiştir. Bilgisayar kayıtlarımızın tetkikinden, Adres Bilgileri Raporunda, ……. ……./İstanbul adresinin yerleşim yeri olarak 28/10/2013 tarihinde adınıza tescil edildiği ve bugüne kadar aralıksız olarak devam ettiği anlaşılmıştır. Bu itibarla; ikametgâhı Türkiye’de bulunanlar ve bir takvim yılı içinde Türkiye’de devamlı olarak altı aydan fazla oturanların tam mükellefiyet esasında vergilendirilmeleri gerekmektedir. Ancak gelirin elde edildiği dönemde yurtdışında ikamet edildiğini belirten ilgili ülke yetkili makamlarından alınacak mukimlik belgesinin ve ilgili takvim yılında altı aydan fazla süre Türkiye’de bulunulmadığına ilişkin Emniyet Genel Müdürlüğünden alınacak belgenin ibrazı durumunda, dar mükellefiyet esasına göre vergilendirilmeniz söz konusu olabilecektir. Yukarıda yer alan hüküm ve açıklamalar çerçevesinde, ikametgâhınızın Türkiye’ de olması sebebiyle tam mükellefiyete tabi olmanız, sahip olduğunuz iştirak hisselerinden dolayı elde ettiğiniz kar payının brüt tutarının yarısının gelir vergisinden istisna olması ve kalan tutarın vergiye tabi gelir olarak dikkate alarak bu tutarın Gelir Vergisi Kanununun 103 üncü maddesinde yazılı tarifenin ikinci gelir diliminde yer alan tutarı (2019 yılı için 40.000.-TL) aşması durumunda tamamını Yıllık Gelir Vergisi Beyannamesi ile beyan etmeniz gerekmektedir. Ancak,  gelirin elde edildiği dönemde yurtdışında ikamet ettiğinizi belirten ilgili ülke yetkili makamlarından alınacak mukimlik belgesinin ve ilgili takvim yılında altı aydan fazla süre Türkiye’de bulunmadığınıza ilişkin Emniyet Genel Müdürlüğünden alınacak belgenin ibrazı durumunda, dar mükellefiyete tabi olacak ve Türkiye’de tevkif suretiyle vergilendirilmiş bulunan menkul sermaye iratlarınız için Kanunun 86 ncı maddesinin birinci fıkrasının (2) numaralı bendine göre yıllık gelir vergisi beyannamesi vermenize gerek bulunmayacak olup kar dağıtımı yapan kurum bünyesinde Gelir Vergisi Kanununun 94 üncü maddesi uyarınca yapılan vergi kesintisi nihai vergileme olacaktır. II- ÇİFTE VERGİLENDİRMEYİ ÖNLEME ANLAŞMASI YÖNÜNDEN: Türkiye Cumhuriyeti ile İtalya Cumhuriyeti Arasında Gelir Üzerinden Alınan Vergilerde Çifte Vergilendirmeyi Önleme ve Vergi Kaçakçılığına Engel Olma Anlaşması” 01.01.1994 tarihinden itibaren uygulanmaktadır. Anlaşmanın “Mukim” başlıklı 4 üncü maddesinin ilk iki fıkrasında; “1. Bu Anlaşmanın amaçları bakımından, “bir Akit Devletin mukimi” terimi, o Devletin mevzuatı gereğince ev, ikametgah, kanuni merkez, iş merkezi veya benzer yapıda diğer herhangi bir kriter nedeniyle vergi mükellefiyeti altına giren kişi anlamına gelir. Fakat bu deyim, o Devletin vergi mükellefiyeti altına sadece sözkonusu Devlette gelir elde ettiği için giren kişileri kapsamına almaz.     2. 1 inci fıkra hükümleri dolayısıyla bir gerçek kişi her iki Akit Devlette de mukim olduğunda, bu kişinin statüsü aşağıdaki kurallara göre belirlenecektir:             a) Bu kişi, daimi olarak kalabileceği bir meskenin bulunduğu Devletin mukimi kabul edilecektir. Eğer bu kişinin her iki Devlette de daimi olarak kalabileceği bir meskeni varsa, bu kişi kişisel ve ekonomik ilişkilerinin daha yakın olduğu Devletin mukimi kabul edilecektir (hayati menfaatlerin merkezi);             b) Eğer kişinin hayati menfaatlerinin merkezinin yeraldığı Devlet saptanamazsa veya kişinin her iki Devlette de daimi olarak kalabileceği bir meskeni yoksa, bu kişi kalmayı adet edindiği evin bulunduğu Akit Devletin mukimi kabul edilecektir;             c) Eğer kişinin her iki Akit Devlette de kalmayı adet edindiği bir ev varsa veya her iki Devlette de böyle bir ev sözkonusu değilse, bu kişi vatandaşı bulunduğu Devletin mukimi kabul edilecektir;             d) Eğer kişi her iki Devletin de vatandaşıysa veya aksine her iki Devletin de vatandaşı değilse, Akit Devletlerin yetkili makamları sorunu karşılıklı anlaşmayla çözeceklerdir.” hükümleri yer almaktadır. Buna göre, bir devletin iç mevzuatında düzenlenen ev, ikametgah veya benzer yapıda herhangi bir kriter nedeniyle o devlette vergi mükellefiyeti altına giren bir gerçek kişi, o devletin mukimi kabul edilmektedir. Akit devletlerin iç mevzuatları gereğince kişinin aynı andaher iki devletin de mukimi olması durumunda ortaya çıkan çifte mukimlik sorunu ise 2 nci fıkrada yer alan kriterler sırasıyla uygulanmak suretiyle çözümlenecektir. Söz konusu kişi, iç mevzuat hükümlerimize göre Türkiye mukimi addedilmesi halinde, tüm dünya gelirleri üzerinden Türkiye’de gelir vergisine tabi tutulacaktır. Aynı kişinin İtalya iç mevzuatına göre de İtalya mukimi sayılması halinde ise ortaya çıkacak olan çifte mukimlik sorununun Anlaşmanın 4 üncü maddesinin 2 nci fıkrasında yer alan kriterlerden önce yer alana öncelik verilmek suretiyle çözümlenmesi gerekmektedir. Anlaşmanın “Temettüler”i düzenleyen 10 uncu maddesinin 1 ve 2 nci fıkrasında ; “1. Bir Akit Devletin mukimi olan bir şirket tarafından diğer Akit Devletin bir mukimine ödenen temettüler, bu diğer Devlette vergilendirilebilir. Bununla beraber sözkonusu temettüler, ödemeyi yapan şirketin mukimi olduğu Akit Devletçe de kendi mevzuatına göre vergilendirilebilir; ancak temettü elde eden kişi temettünün gerçek lehdarı ise bu şekilde alınacak vergi gayrisafi temettü tutarının yüzde % 15’ini aşamaz.” hükümlerine yer verilmiştir.  Buna göre, Türkiye’de mukim kabul edilmeniz halinde vergilendirme hakkı iç mevzuat hükümleri gereği yalnızca Türkiye’ye ait olacaktır. İtaya mukimi kabul edilmeniz halinde ise Anlaşmanın 10 uncu maddesinin 1 inci ve 2 inci fıkraları uygulanacak olup vergilendirme hakkı İtalya’ya aittir. Ancak Türkiye’nin de gayrisafi temettü tutarının yüzde % 15’ini aşmamak üzere vergi alma hakkı vardır. Söz konusu ödemelere iç mevzuatımızda daha düşük bir oranın uygulanması halinde iç mevzuatımızda belirlenen bu düşük oranın uygulanacağı tabiidir. Türkiye’de bu şekilde ödenen vergi ise, Türkiye – İtalya Anlaşmasının “Çifte Vergilendirmenin Önlenmesi” başlıklı 23 üncü maddesi gereğince, İtalya’da ödenecek bu gelire ilişkin vergiden mahsup edilmek suretiyle aynı gelir üzerinden iki defa vergi alınması önlenmiş olacaktır. Anlaşma hükümlerinin iç mevzuata göre değişiklik getirdiği durumlarda, Anlaşma hükümlerinden yararlanabilmeniz için İtalya’da tam mükellef olduğunuzun ve tüm dünya kazançları üzerinden bu ülkede vergilendirildiğinizin İtalya yetkili makamlarından alınacak bir belge (mukimlik belgesi) ile kanıtlanması ve bu belgenin aslı ile birlikte noterce veya İtalya’daki Türk Konsolosluklarınca tasdik edilen Türkçe tercümesinin bir örneğinin vergi sorumlularına veya ilgili vergi dairesine ibraz edilmesi gerekmektedir. Mukimlik belgesinin ibraz edilememesi durumunda ise, ilgili Anlaşma hükümleri yerine iç mevzuat hükümlerimizin uygulanacağı tabiidir. Bilgi edinilmesini rica ederim. (*)     Bu Özelge 213 sayılı Vergi Usul Kanununun 413.maddesine dayanılarak verilmiştir. (**)   İnceleme, yargı ya da uzlaşmada olduğu halde bu konuya ilişkin olarak yanlış bilgi verilmiş ise bu özelge geçersizdir. (***) Talebiniz üzerine tayin edilmiş olan bu özelgeye uygun işlem yapmanız hâlinde, bu fiilleriniz dolayısıyla vergi tarh edilmesi icap ederse, tarafınıza vergi cezası kesilmeyecek ve tarh edilen vergi için gecikme faizi hesaplanmayacaktır. ÖNERİLEN DİĞER İÇERİKLER Hesaplama Araçları https://www.muhasebenews.com/kurumlar-vergisi-hesaplama/ Kaynak: GİB Özelge Yasal Uyarı: Bu içerikte yer alan bilgi, görsel, tablolar, açıklama, yorum, analiz ve bir bütün olarak içeriğin tamamı sadece genel bilgilendirme amacıyla verilmiştir. Kişi veya kuruma özel profesyonel bir bilgilendirme ve yönlendirmede bulunma amacı güdülmemiştir. Konu ile benzerlik gösterse de her işletmenin kendi özel şartları nedeniyle farklı durumları olabilir. Bu nedenle, bu yazıda belirtilen içerikte yola çıkarak işletmenizi etkileyecek herhangi bir karar alıp uygulamaya geçmeden önce, uzmanına danışmanız menfaatiniz gereğidir. Muhasebenews veya ilişkili olduğu kişi veya kurumlardan hiç biri, bu belgede yer alan bilgi, tablo, görsel, görüş ve diğer türdeki tüm içeriklerin özel veya resmi, gerçek veya tüzel kişi, kurum ve organizasyonlar tarafından kullanılması sonucunda ortaya çıkabilecek zarar veya ziyandan sorumlu değildir.