24 Ağustos 2026 , Pazartesi
Mevzuat

Şüpheli Alacak Karşılığı Ne Zaman Ayrılabilir? — Uygulamada En Çok Karıştırılan Konu

Ticari faaliyetlerde tahsil edilemeyen alacaklar, özellikle icra ve dava süreçlerine konu olduğunda işletmeler açısından vergi mevzuatı yönüyle “şüpheli alacak” mı yoksa “değersiz alacak” mı sayılacağı sorusunu gündeme getirir. Bu ayrımın doğru yapılması, hem vergi yükümlülüğünü hem de dönem kârını doğrudan etkiler. Şüpheli Alacak Olarak Sayılabilmesi için Gereken Şartlar Vergi Usul Kanununa göre bir alacağın şüpheli sayılabilmesi için aşağıdaki durumlardan en az birinin gerçekleşmesi gerekir: Alacak dava veya icra safhasına taşınmış olmalıdır Küçük tutarlı alacaklarda, protesto çekilmesine veya yazılı talebe rağmen ödenmemiş olması gerekir Bu şartlardan hiçbiri yoksa şüpheli alacak karşılığı ayrılamaz. Karşılık Hangi Yılda Ayrılmak Zorunda? Kanun uygulaması burada son derece nettir: Alacak şüpheli hale geldiği yılda karşılık ayrılmalıdır Bu yıl kaçırılırsa sonraki yıllarda geçmişe dönük karşılık ayrılamaz Örneğin icraya 2018’de başlandıysa, şüpheli alacak karşılığı en geç 2018 döneminde ayrılmış olmalıdır. 2019 veya sonrasında “geriye dönük” karşılık ayrılması mümkün değildir. Aciz Vesikası, Derkenar, Haciz Tutanağı Sonradan Gelirse Ne Olur? Alacak icra takibine konu olduktan sonra ilerleyen yıllarda aciz vesikası, derkenar beyanı, haciz tutanağı gibi belgeler alınmış olabilir. Bu belgeler: Alacağın tahsilinin zor olduğunu gösterir Ancak geçmiş dönemde ayrılmayan karşılığın sonradan ayrılmasına izin vermez Bu belgeler şüpheli alacağı değersiz alacak yapmaz; yalnızca alacağın tahsil kabiliyetinin zayıf olduğunu gösterir. Uygulamada Yapılan Kritik Hata Birçok firmada icra dosyası açılmış olmasına rağmen ilgili yılda şüpheli karşılık ayrılmıyor; belge yıllar sonra alınınca “şimdi ayıralım” deniyor. Bu yöntem vergi mevzuatına uygun değildir ve reddedilir. Özetle; Alacak şüpheli hale geldiği yılda karşılık ayrılmalıdır Sonraki yıllarda geriye dönük karşılık ayrılması mümkün değildir Sonradan alınan aciz vesikası gibi belgeler geriye dönük hak doğurmaz Her alacak için süreç zamanında ve belgeli yürütülmelidir Özelgedeki Somut Olayla İlgili 10 Soru – 10 Cevap SoruCevapŞüpheli alacak karşılığı nedir?Tahsil riski doğan alacak için bilançoda ayrılan vergiye uygun karşılıktır.Şüpheli alacak hangi şartlarda oluşur?Dava veya icra safhasına taşınmış ya da protesto edilmiş ödenmemiş alacakta.Karşılık hangi yılda ayrılır?Alacak şüpheli hale geldiği yılın kazancında.Sonraki yıl karşılık ayrılabilir mi?Hayır, geriye dönük karşılık ayrılamaz.Aciz vesikası alındıysa şüpheli alacak ayrılır mı?Geçmişte ayrılmadıysa sonradan ayrılamaz.Aciz vesikası alacak değersiz sayılır mı?Hayır, tahsil imkânı tamamen kalkmamıştır.Derkenar ve haciz tutanağı karşılık hakkı doğurur mu?Doğurur ama yalnızca alacak şüpheli hale geldiği yılda.İcra takibi başladıktan yıllar sonra karşılık ayrılır mı?Hayır, zamanında ayrılmamışsa mümkün değildir.Küçük alacakta protesto şart mı?Evet, küçük alacaklarda yazılı talep/protesto aranır.Sonradan tahsil olursa ne yapılır?Tahsil edildiği yılda gelir olarak kaydedilir. ÖRNEK ÖZELGE T.C.GELİR İDARESİ BAŞKANLIĞIGAZİANTEP VERGİ DAİRESİ BAŞKANLIĞIMükellef Hizmetleri Usul Müdürlüğü   Sayı:72788441-105-1313001.03.2018Konu:Şüpheli Alacak Karşılığı Ayrılıp Ayrılamayacağı       İlgi:… tarihli özelge talebiniz. İlgide kayıtlı özelge talep formunuzun incelenmesinden; şirketiniz adına …Yapı Market Hırd. İnş. Ve Paz. San. Tic. Ltd. Şti. tarafından düzenlenen çeklerin karşılıksız çıkması üzerine kambiyo senetlerine mahsus haciz yoluyla takibe geçildiği, ancak borçlu firmaya ilişkin girişilen icra takibinin neticesiz kaldığından bahisle alacağın şüpheli hale geldiği dönemde karşılık ayrılmaması halinde daha sonraki yıllarda veya aciz vesikası, derkenar beyanı veya haciz tutanağı gibi belgelerin alınması durumunda söz konusu alacağın değersiz alacak olarak kabul edilmesinin veya şüpheli alacak karşılığı ayrılmasının mümkün olup olmadığı hususunda Başkanlığımız görüşünün talep edildiği anlaşılmıştır. 213 sayılı Vergi Usul Kanununun “Şüpheli Alacaklar” başlığını taşıyan 323 üncü maddesinde; “Ticari ve zirai kazancın elde edilmesi ve idame ettirilmesi ile ilgili olmak şartıyla; 1- Dava veya icra safhasında bulunan alacaklar; 2- Yapılan protestoya veya yazı ile bir defadan fazla istenilmesine rağmen borçlu tarafından ödenmemiş bulunan dava ve icra takibine değmeyecek derecede küçük alacaklar, şüpheli alacak sayılır. Yukarıda yazılı şüpheli alacaklar için değerleme gününün tasarruf değerine göre pasifte karşılık ayrılabilir. Bu karşılığın hangi alacaklara ait olduğu karşılık hesabında gösterilir. Teminatlı alacaklarda bu karşılık teminattan geri kalan miktara inhisar eder. Şüpheli alacakların sonradan tahsil edilen miktarları tahsil edildikleri dönemde kar-zarar hesabına intikal ettirilir.” hükümleri yer almaktadır. Bu bağlamda, ticari ve zirai kazancın elde edilmesi ve idame ettirilmesi ile ilgili olmak şartıyla; dava veya icra safhasında bulunan alacaklarla, yapılan protestoya veya yazı ile bir defadan fazla istenilmesine rağmen borçlu tarafından ödenmemiş olan dava ve icra takibine değmeyecek derecede küçük alacaklar şüpheli alacak sayılmakta, bu şartlardan herhangi birinin mevcut olmaması durumunda ise şüpheli alacak kaydına imkan bulunmamaktadır. Diğer yandan, şüpheli alacaklar için dava veya icra takibine başlanıldığı yılda karşılık ayrılması gerekmekte olup, şüpheli hale geldiği hesap döneminde karşılık ayrılmayan alacaklar için daha sonraki dönemlerde şüpheli alacak karşılığı ayrılması mümkün olmamaktadır. Bir alacağın dava safhasında olduğunun kabulü için, mahkemeye dava, icraya takip için dilekçe verilmiş olması, ancak gerek mahkemeye gerek icraya yapılan başvuruların ciddiyetle takip edilmesi gerekmektedir. Bunun yanı sıra, 2004 sayılı İcra İflas Kanununun 143 üncü maddesinde “Alacaklı alacağının tamamını alamamış ve aciz vesikası düzenlenmesi için gerekli şartlar yerine gelmişse, icra dairesi kalan miktar için hemen bir aciz vesikası düzenleyip alacaklıya ve bir suretini de borçluya verir; bu belgeler hiçbir harç ve vergiye tabi değildir. Bu vesika ile 105 inci maddedeki vesika borcun ikrarını mutazammın senet mahiyetinde olup, alacaklıya 277 nci maddede yazılı hakları verir. Alacaklı aciz vesikasını aldığı tarihten bir sene içinde takibe teşebbüs ederse yeniden ödeme emri tebliğine lüzum yoktur. Aciz vesikasında yazılı alacak miktarı için faiz istenemez. Kefiller, müşterek borçlular ve borcu tekeffül edenler bir miktar için vermeye mecbur oldukları faizlerden dolayı borçluya rücu edemezler. Bu borç borçluya karşı aciz vesikasının düzenlenmesinden itibaren yirmi yıl (20) geçmesiyle zaman aşımına uğrar. Borçlunun mirasçıları, mirasın açılmasından itibaren bir sene içinde alacaklı hakkını aramamışsa, borcun zaman aşımına uğradığını ileri sürebilir...” hükümleri yer almaktadır.  Dolayısıyla, aciz vesikası, alacağını tamamen alamamış olan alacaklıya, ödenmeyen alacak miktarı için talep üzerine icra dairelerince verilen bir belge olup, bu belgenin verilmesi ile alacaklının alacağı son bulmamakta, hatta alacaklının durumu kısmen kuvvetlendirilmiş olmaktadır. Başka bir deyişle aciz belgesi İcra İflas Kanununun 68 inci maddesi anlamında borç ikrarını içeren bir belge mahiyetindedir. Bu nedenle bir alacağın aciz belgesine bağlanmış olması, alacağın gelecekte tahsil edilme imkânını ortadan kaldırmamaktadır. Buna göre, dava veya icra takibine başlanıldığı hesap döneminde karşılık ayrılmayan alacaklar için daha sonraki dönemlerde şüpheli alacak karşılığı ayrılması mümkün bulunmadığından, icra takibine başlanıldığı hesap döneminden sonra icra dairesince talebiniz üzerine, başvurunuza eklenen (borçlunun adresinde hacze gidildiğine, adreste olmadığına, bu nedenle borçluya ait menkul bulunamadığına, yapılan her hangi bir tahsilat olmadığına ilişkin) derkenar ve eki haciz tutanağına istinaden, bunların temin edildiği hesap döneminde, söz konusu takibe konu alacaklar için şüpheli alacak karşılığı ayrılması mümkün bulunmamaktadır. Bilgi edinilmesini rica ederim.    (*)     Bu Özelge 213 sayılı Vergi Usul Kanununun 413.maddesine dayanılarak verilmiştir. (**)   İnceleme, yargı ya da uzlaşmada olduğu halde bu konuya ilişkin olarak yanlış bilgi verilmiş ise bu özelge geçersizdir. (***) Talebiniz üzerine tayin edilmiş olan bu özelgeye uygun işlem yapmanız hâlinde, bu fiilleriniz dolayısıyla vergi tarh edilmesi icap ederse, tarafınıza vergi cezası kesilmeyecek ve tarh edilen vergi için gecikme faizi hesaplanmayacaktır. ÖNERİLEN DİĞER İÇERİKLER Borçlu ve kefili hakkında aynı anda icra takibi başlatılması halinde alacaklı tarafından şüpheli alacak karşılığı ayrılıp ayrılamayacağı Aracılı ihracatta yurtdışındaki firmaya kayyım atanması nedeniyle müşteriden alacağın tahsil edilememesi durumunda imalatçı firma tarafından şüpheli alacak karşılığı ayrılıp ayrılamayacağı Kaynak: GİB Özelge Yasal Uyarı: Bu içerikte yer alan bilgi, görsel, tablolar, açıklama, yorum, analiz ve bir bütün olarak içeriğin tamamı sadece genel bilgilendirme amacıyla verilmiştir. Kişi veya kuruma özel profesyonel bir bilgilendirme ve yönlendirmede bulunma amacı güdülmemiştir. Konu ile benzerlik gösterse de her işletmenin kendi özel şartları nedeniyle farklı durumları olabilir. Bu nedenle, bu yazıda belirtilen içerikte yola çıkarak işletmenizi etkileyecek herhangi bir karar alıp uygulamaya geçmeden önce, uzmanına danışmanız menfaatiniz gereğidir. Muhasebenews veya ilişkili olduğu kişi veya kurumlardan hiç biri, bu belgede yer alan bilgi, tablo, görsel, görüş ve diğer türdeki tüm içeriklerin özel veya resmi, gerçek veya tüzel kişi, kurum ve organizasyonlar tarafından kullanılması sonucunda ortaya çıkabilecek zarar veya ziyandan sorumlu değildir.