24 Ağustos 2026 , Pazartesi
Mevzuat

Teminat Altına Giren Alacaklarda Şüpheli Alacak Karşılığı Neden İptal Edilir?

İşletmeler için tahsil edilemeyen alacaklar, sadece finansal değil vergisel açıdan da önemli bir konudur. Tahsilinde belirsizlik bulunan alacaklar için şirketler “şüpheli alacak karşılığı” ayırarak, bu tutarı gider olarak dikkate alabilirler. Ancak bazı durumlarda alacak, daha sonra teminat altına girebilir. İşte bu durumda, daha önce ayrılmış olan şüpheli alacak karşılığı iptal edilmelidir. Antalya Vergi Dairesi Başkanlığı tarafından verilen özelge, bu konuyu somut bir örnek üzerinden açıklığa kavuşturmaktadır. ŞÜPHELİ ALACAK NEDİR? Vergi Usul Kanunu’nun (VUK m.323) hükmüne göre, ticari veya zirai kazancın elde edilmesiyle ilgili alacaklardan; Dava veya icra safhasında bulunanlar, Borçludan yazılı olarak birden fazla istenmesine rağmen ödenmeyen küçük tutarlı alacaklar şüpheli alacak sayılır. Bu tür alacaklar için değerleme gününde pasifte karşılık ayrılabilir ve ilgili tutar gider olarak dikkate alınır.Ancak aynı madde, teminatlı alacaklarda bu karşılığın sadece teminattan geri kalan miktar için ayrılabileceğini açıkça belirtmiştir. TEMİNATLI HALE GELEN ALACAKTA DURUM NE OLUR? Özelgede, bir işletme dava aşamasında 1.040.705 TL’lik alacağının 180.000 TL’si için 2009 yılında şüpheli alacak karşılığı ayırmıştır. Dava sonuçlanmadan önce borçlu, alacak tutarını icra dosyasına depo etmiş ve Yargıtay’dan “tehir-i icra” kararı almıştır. Yani para, mahkeme sonuçlanıncaya kadar resmî mercide teminat olarak tutulmuştur. Bu durumda alacak, artık tamamen risk altında değildir; çünkü bedeli devletin kontrolünde güvenceye alınmıştır. Dolayısıyla alacak teminatlı hale geldiği için, daha önce ayrılmış olan şüpheli alacak karşılığının iptal edilmesi gerekir. NEDEN İPTAL EDİLİR? Şüpheli alacak karşılığı, tahsilinde belirsizlik bulunan alacaklar için ayrılır.Eğer alacak, ipotek, rehin, haciz veya banka teminatı gibi yollarla güvence altına alınmışsa, artık “şüpheli” değildir. Vergi idaresi açısından bu durumda karşılığın devam etmesi, haksız yere gider yazılması anlamına gelir.Bu nedenle teminat altına giren alacaklarda: Daha önce ayrılan karşılık iptal edilir, İptal edilen tutar gelir olarak kaydedilir, Bu işlem, teminatın oluştuğu yılda yapılır. ÖRNEK: İCRA DOSYASINA YATAN PARA Özelgeye konu olayda, borçlu taraf hükmolunan parayı 2010 yılında icra dairesine yatırmıştır. Bu tarihten sonra alacak, mahkeme kararının kesinleşmesine kadar teminat altında kalmıştır. Dolayısıyla, işletme 2009’da ayırdığı karşılığı 2010 yılında iptal etmeli ve bu tutarı gelir hesaplarına intikal ettirmeliydi. İdareye göre, icra dairesine yatırılan para da bir teminat niteliğindedir. Çünkü bu para, karar kesinleştiğinde doğrudan alacaklıya ödenecektir. YARGI KARARININ KESİNLEŞMESİ VE TAHSİL YILI Karar kesinleşip para fiilen tahsil edildiğinde, tahsil edilen tutar artık gelir olarak dikkate alınır. Ancak karşılık, paranın icra dosyasına yatırıldığı yılda iptal edildiği için, gelir etkisi iki aşamada görülür: Teminat oluştuğunda: Karşılık iptali nedeniyle gelir kaydı, Fiili tahsilatta: Alacağın tahsil edilmesiyle kazanç gerçekleşmesi. Bu iki işlem çakışmamalı, aksi halde aynı gelir iki kez beyan edilmiş olur. UYGULAMADA YAPILAN HATA Pek çok işletme, borçlu teminat verdiğinde karşılık iptalini atlayarak, alacağın fiilen tahsil edildiği yılda gelir kaydı yapmaktadır. Bu durum vergi incelemesinde hatalı dönem kaydı olarak değerlendirilir. Vergi Usul Kanunu, dönemsellik ilkesini esas alır: gelir ve gider, ait olduğu dönemde dikkate alınmalıdır. SONUÇ Teminat altına giren bir alacak artık “şüpheli” değildir.Bu nedenle, alacağın teminatlı hale geldiği yılda: Önceden ayrılmış şüpheli alacak karşılığı iptal edilmelidir, Gider yazılan tutar gelir hesaplarına aktarılmalıdır, Tahsil edildiğinde ayrıca gelir kaydı yapılmalıdır. Bu uygulama, Vergi Usul Kanunu’nun 323’üncü maddesi uyarınca doğru dönem beyanı ilkesinin bir gereğidir. Aksi uygulama, gereksiz gider kaydı veya dönemsel gelir hatasına yol açar. 10 SORU – 10 CEVAP TABLOSU SoruCevap1) Şüpheli alacak karşılığı ne zaman ayrılır?Alacak dava veya icra safhasındaysa veya defalarca istenmesine rağmen ödenmiyorsa.2) Alacak teminat altına girerse şüpheli sayılır mı?Hayır. Teminatlı alacak şüpheli alacak kabul edilmez.3) Teminat ne demektir?Alacağın rehin, haciz, kefalet veya resmi depo ile güvence altına alınmasıdır.4) İcra dosyasına yatırılan para teminat sayılır mı?Evet, icra dosyasına depo edilen para teminat niteliğindedir.5) Teminat oluşunca ayrılmış karşılık ne yapılır?Karşılık iptal edilir ve gelir olarak kaydedilir.6) Karşılık hangi yılda iptal edilir?Teminatın oluştuğu yılda.7) Tahsil edilen alacak hangi dönemin geliridir?Tahsil edildiği yılın geliri olarak kaydedilir.8) Karşılık iptalini atlamak ne riski doğurur?Yanlış dönem beyanı nedeniyle vergi incelemesinde matrah farkı riski doğurur.9) Teminat sonradan kalkarsa yeniden karşılık ayrılır mı?Şartlar oluşursa yeniden karşılık ayrılması mümkündür.10) Özelgedeki sonuç ne diyor?Teminat oluştuğu anda karşılık iptal edilip gelir yazılmalıdır. SONUÇ Teminat altına giren alacakların hâlâ “şüpheli” gibi gösterilmesi, gerçekte var olmayan giderin matraha yansıtılması anlamına gelir ve vergi denetimleri açısından doğrudan riskli bir durumdur. Vergi Usul Kanunu dönemsel kayıt ilkesini emredici şekilde düzenlemiştir. Bu nedenle teminat oluştuğu anda şüpheli alacak karşılığının iptal edilmesi, hem vergi uyumu hem de finansal raporlama güvenliği açısından zorunludur. İşletmelerin, tahsilat süreçlerini ve icra dosyası aşamalarını izlerken, sadece hukuki değil vergisel sonuçları da senkronize şekilde yönetmesi gerekir. Aksi halde hatalı dönem kaydı, düzeltmeye elvermeyecek şekilde ceza ve faiz riski doğurur. Bu konu muhasebe tekniği değil, doğrudan matrah güvenliği konusudur. ÖRNEK ÖZELGE T.C. GELİR İDARESİ BAŞKANLIĞI Antalya Vergi Dairesi Başkanlığı Mükellef Hizmetleri Usul Grup Müdürlüğü    Sayı:77058783-105[VUK.ÖZ.16.30] – 7617706.06.2017Konu:Şüpheli alacağın teminatlı hale gelmesi halinde şüpheli alacak karşılığı ayrılıp ayrılmayacağı ve tahsil edilen alacağın hangi yılın geliri sayılacağı.       İlgide kayıtlı özelge talep formunuz ve eklerinin incelenmesinden, dava ve icra aşamasına gelmiş 1.040.705,90.-TL tutarındaki alacağınızın 180.000,00 TL’lik kısmı için 31.12.2009 tarihinde şüpheli ticari alacak karşılığı ayırdığınız, görülen dava sonucunda davanın lehinize sonuçlandığı ve borçlunun borcunun tamamını 08.09.2010 tarihinde 2004 sayılı İcra İflas Kanununun 36 ncı maddesine göre icra dosyasına depo ederek kararı temyiz ettiği, borçlunun Yargıtaydan tehir-i icra kararı alarak icra dosyasına yatan tutarın karar kesinleşinceye kadar çekilmemesini sağladığı, Yargıtay 15 inci Hukuk Dairesince yapılan yargılamada 26.01.2012 tarihinde yerel mahkeme kararının onanarak kesinleştiği ve icra dosyasındaki paranın 06.03.2012 tarihinde çekilerek dosyanın kapandığından bahisle, icra dosyasına teminat olarak yatan ve daha sonra kararın kesinleşmesiyle tarafınızca icra dosyasından çekilen şüpheli ticari alacağınızın hangi dönemin geliri olduğu ve şüpheli ticari alacak karşılığı ayrılan alacağın teminatlı hale geldiği yılda tahsil edilip edilmediğine bakılmaksızın şüpheli ticari alacaklar arasından çıkarılıp gelir yazılıp yazılamayacağı hususlarında Başkanlığımızdan özelge talep ettiğiniz anlaşılmıştır.  213 sayılı Vergi Usul Kanununun 323 üncü maddesinde, “Ticari ve zirai kazancın elde edilmesi ve idame ettirilmesi ile ilgili olmak şartıyla;  1. Dava veya icra safhasında bulunan alacaklar; 2. Yapılan protestoya veya yazı ile bir defadan fazla istenilmesine rağmen borçlu tarafından ödenmemiş bulunan dava ve icra takibine değmeyecek derecede küçük alacaklar; Şüpheli alacak sayılır. Yukarıda yazılı şüpheli alacaklar için değerleme gününün tasarruf değerine göre pasifte karşılık ayrılabilir. Bu karşılığın hangi alacaklara ait olduğu karşılık hesabında gösterilir. Teminatlı alacaklarda bu karşılık teminattan geri kalan miktara inhisar eder. Şüpheli alacakların sonradan tahsil edilen miktarları tahsil edildikleri dönemde kar-zarar hesabına intikal ettirilir.“ 2004 sayılı İcra ve İflas Kanununun “İcranın geri bırakılması için verilecek süre” başlıklı 36 ncı maddesinde “İlâma karşı istinaf veya temyiz yoluna başvuran borçlu, hükmolunan para veya eşyanın resmî bir mercie depo edildiğini ispat eder yahut hükmolunan para veya eşya kıymetinde icra mahkemesi tarafından kabul edilecek taşınır rehni veya esham veya tahvilât veya taşınmaz rehni veya muteber banka kefaleti gösterirse veya borçlunun hükmolunan para ve eşyayı karşılayacak malı mahcuz ise icranın geri bırakılması için bölge adliye mahkemesi veya Yargıtaydan karar alınmak üzere icra müdürü tarafından kendisine uygun bir süre verilir. Bu süre ancak zorunluluk hâlinde uzatılabilir.  Borçlu, Devlet veya adlî yardımdan yararlanan bir kimse ise teminat gösterme zorunluluğu yoktur. Ücreti ilgililer tarafından verilirse bölge adliye mahkemesi veya Yargıtayca icranın geri bırakılması hakkındaki karar icra dairesine en uygun vasıtalarla bildirilir. Nafaka hükümlerinde böyle bir süre verilemez. Bölge adliye mahkemesince başvurunun haklı görülmesi hâlinde teminatın geri verilip verilmeyeceğine karar verilir. Yargıtayca hükmün bozulması hâlinde borçlunun başvurusu üzerine, bozmanın mahiyetine göre teminatın geri verilip verilmeyeceğine mahkemece kesin olarak karar verilir. Bölge adliye mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmesi veya Yargıtayca hükmün onanması hâlinde alacaklının istemi üzerine başkaca işleme gerek kalmaksızın teminata konu olan para alacaklıya ödenir. Mal ve haklar ise, malın türüne göre icra dairesince paraya çevrilir. İlâm alacaklısının teminat üzerinde rüçhan hakkı vardır.” hükümleri yer almaktadır. Bu bağlamda, bir alacağın şüpheli hale gelebilmesi için, alacağın dava veya icra safhasında bulunması ya da yapılan protestoya veya yazı ile bir defadan fazla istenilmesine rağmen borçlusu tarafından ödenmemiş ve dava veya icra takibine değmeyecek derecede küçük nitelikte bulunması gerekmektedir. Bir alacağın dava veya icra safhasında olduğunun kabulü için ise mahkemeye dava veya icra merciine takip için dilekçe verilmiş olması, ancak gerek mahkemeye gerek icra merciine yapılan başvuruların takip edilmesi gerekmektedir. Diğer yandan, Kanun hükmü gereğince, teminatlı alacaklarda bu karşılık teminattan geri kalan miktarla sınırlı olmakta olup, alacağın ipotek, haciz, rehin, kefil ve benzeri suretlerle teminata bağlanmış olması halinde, şüpheli alacak karşılığı ayrılması mümkün bulunmamaktadır. Dolayısıyla, bahse konu madde kapsamında ilgili dönemde karşılık ayrıldıktan sonra mezkûr durumların vukubulması, diğer bir ifade ile alacağın teminatlı hale gelmesi halinde, daha önce ayrılan karşılığın iptal edilerek daha önce gider olarak dikkate alınan tutarların gelir hesaplarına intikal ettirilmesi gerekmektedir.    Bu itibarla, 2004 sayılı Kanunun 36 ncı maddesi uyarınca bir borcun icrasının geri bırakılması için borçlu tarafından; hükmolunan paranın resmî bir mercie depo edilmesi ya da hükmolunan para veya eşya kıymetinde icra mahkemesi tarafından kabul edilecek taşınır ve taşınmaz rehni, esham- tahvilât veya muteber banka kefaleti gösterilmesi veyahut borçlunun hükmolunan para ve eşyayı karşılayacak malının mahcuz bulunması gerektiğinden ve söz konusu durumlar şüpheli alacak uygulaması bakımından alacağın teminatlı bulunduğunu gösterdiğinden, daha önce karşılık ayırdığınızı belirttiğiniz alacağınıza ilişkin karşılık ayırma işleminin, paranın icra dosyasına depo edildiği dönemde (2010) iptal edilmiş, dolayısıyla bu yılın kazancının tespitinde dikkate alınmış olması gerekmektedir. Bilgi edinilmesini raca ederim. İmza                              (*)     Bu Özelge 213 sayılı Vergi Usul Kanununun 413.maddesine dayanılarak verilmiştir. (**)   İnceleme, yargı ya da uzlaşmada olduğu halde bu konuya ilişkin olarak yanlış bilgi verilmiş ise bu özelge geçersizdir. (***) Talebiniz üzerine tayin edilmiş olan bu özelgeye uygun işlem yapmanız hâlinde, bu fiilleriniz dolayısıyla vergi tarh edilmesi icap ederse, tarafınıza vergi cezası kesilmeyecek ve tarh edilen vergi için gecikme faizi hesaplanmayacaktır. ÖNERİLEN DİĞER İÇERİKLER Borçlu ve kefili hakkında aynı anda icra takibi başlatılması halinde alacaklı tarafından şüpheli alacak karşılığı ayrılıp ayrılamayacağı Aracılı ihracatta yurtdışındaki firmaya kayyım atanması nedeniyle müşteriden alacağın tahsil edilememesi durumunda imalatçı firma tarafından şüpheli alacak karşılığı ayrılıp ayrılamayacağı Kaynak: GİB Özelge Yasal Uyarı: Bu içerikte yer alan bilgi, görsel, tablolar, açıklama, yorum, analiz ve bir bütün olarak içeriğin tamamı sadece genel bilgilendirme amacıyla verilmiştir. Kişi veya kuruma özel profesyonel bir bilgilendirme ve yönlendirmede bulunma amacı güdülmemiştir. Konu ile benzerlik gösterse de her işletmenin kendi özel şartları nedeniyle farklı durumları olabilir. Bu nedenle, bu yazıda belirtilen içerikte yola çıkarak işletmenizi etkileyecek herhangi bir karar alıp uygulamaya geçmeden önce, uzmanına danışmanız menfaatiniz gereğidir. Muhasebenews veya ilişkili olduğu kişi veya kurumlardan hiç biri, bu belgede yer alan bilgi, tablo, görsel, görüş ve diğer türdeki tüm içeriklerin özel veya resmi, gerçek veya tüzel kişi, kurum ve organizasyonlar tarafından kullanılması sonucunda ortaya çıkabilecek zarar veya ziyandan sorumlu değildir.