25 Ağustos 2026 , Salı
Muhasebe Haberleri

Yabancı Ortağın Alacağından Vazgeçmesi Vergi ve Muhasebe Açısından Ne Anlama Geliyor?

Türkiye’de faaliyet gösteren yabancı sermayeli şirketlerin karşılaştığı önemli durumlardan biri, ortakların şirketten olan alacaklarından vazgeçmesiyle ortaya çıkan muhasebe ve vergi uygulamalarıdır. Özellikle şirket tasfiyeye giriyorsa ya da faaliyetlerine son veriyorsa, bu konu daha da kritik hale gelir. Bu yazıda, yabancı bir ortağın şirket bilançosundaki alacaklarından feragat etmesi halinde bu işlemin muhasebe kayıtlarına nasıl yansıtılacağı ve vergi beyanına etkisinin nasıl olacağı konularına açıklık getiriyoruz. Yabancı Ortağın Alacaktan Feragati: Ne Oluyor? Örneğin, yabancı bir yatırımcı Türkiye’de kurduğu şirkete belli dönemlerde finansman sağlamış, yani şirketten bir alacak hakkı elde etmiş olabilir. Ancak şirketin tasfiyeye gitmesi veya faaliyetlerini durdurması durumunda, ortak bu alacaktan kendi iradesiyle vazgeçebilir. Bu durumda, şirketin bilançosunda yer alan bu alacaklar artık ödenmeyecek bir borç olmaktan çıkar. Vergisel anlamda da bu tutar şirket için bir gelir niteliği taşıyabilir. Çünkü bu borç fiilen silinmiş olur. Vergisel Yükümlülük Ne Şekilde Belirlenir? 5520 sayılı Kurumlar Vergisi Kanunu’na göre kurumlar vergisi, mükelleflerin elde ettikleri safi kurum kazancı üzerinden hesaplanır. Safi kazanç tespitinde ise Gelir Vergisi Kanunu’nun ticari kazanca ilişkin hükümleri geçerlidir. Aynı şekilde, 193 sayılı Gelir Vergisi Kanunu’nun 38. maddesinde, bilançoda yer alan öz sermaye artış ve azalışlarının, ticari kazancın temel unsuru olduğu ifade edilir. Bu nedenle, yabancı ortağın alacağından vazgeçmesiyle ortaya çıkan gelir unsuru da bu kapsamda değerlendirilmelidir. Muhasebe Kaydı Nasıl Yapılmalı? Muhasebe açısından bakıldığında, bu tür işlemler 1 Sıra No’lu Muhasebe Sistemi Uygulama Genel Tebliği hükümlerine göre kayıtlara alınır. Bu durumda, vazgeçilen alacak tutarı gelir olarak dikkate alınmalı ve ilgili hesaplara doğru şekilde yansıtılmalıdır. Ayrıca, bu işlem dolayısıyla geçmiş dönem kurumlar vergisi beyannamesinde düzeltme yapılması gibi bir yükümlülük doğmaz. Çünkü alacaktan vazgeçme işlemi hangi yıl içinde gerçekleşmişse, o yılın vergilendirmesinde dikkate alınmalıdır. Sonuç Olarak Yabancı ortağın alacaktan vazgeçmesi, şirket açısından gelir yaratıcı bir etki doğurur. Bu durumun hem muhasebe kaydı hem de vergi beyanı dikkatle yapılmalı; ilgili dönem beyannamesinde doğru yer alması sağlanmalıdır. Ayrıca, bu işlem tasfiye süreciyle birleştiğinde, muhasebe ve vergi danışmanlığı almak önem kazanır. Her bir durumda özellikli hususlar olabileceği göz önüne alınmalı ve işlem yapmadan önce mali müşavirinize danışmanız olası hatalı işlemlerden korunmanıza yardımcı olacaktır. ÖRNEK ÖZELGE T.C.GELİR İDARESİ BAŞKANLIĞI İSTANBUL VERGİ DAİRESİ BAŞKANLIĞIMükellef Hizmetleri Gelir Vergileri Grup Müdürlüğü Sayı : 62030549-125[6-2017/232]-3923 02.01.2018Konu :Tasfiye kararı alan yabancı ortağın şirket bilançosunda gözüken alacaklarından vazgeçmesi durumunda muhasebe kaydı. İlgide kayıtlı özelge talep formunda, şirketinizin ayakkabı sektöründe faaliyette bulunmak üzere 2013 yılında 50.000,00.-TL tamamı yabancı sermayeli olarak kurulduğu, AVM’lerde şubeler açan ve bu şubelerin açılışındaki sabit masrafların yüksekliği nedeniyle finansmanın tamamı yurtdışındaki ortağınız tarafından karşılandığı, Türkiye’deki faaliyetini sonlandırma ve tasfiye kararı alan yabancı ortağınız, 31.12.2016 tarihinde almış olduğu ve şirketinize yeni bildirilen kararla, şirket bilançosunda gözüken alacaklarından vazgeçtiğinden bahisle, yabancı ortağınızın vazgeçtiği alacak tutarının ne şekilde muhasebe kaydına alınması gerektiği ve 2016 yılı kurumlar vergisi beyannamesine düzeltme yapılıp yapılmayacağı hususlarında Başkanlığımız görüşü talep edilmektedir. 5520 sayılı Kurumlar Vergisi Kanununun 6’ncı maddesinde, kurumlar vergisinin, mükelleflerin bir hesap dönemi içinde elde ettikleri safî kurum kazancı üzerinden hesaplanacağı ve safi kurum kazancının tespitinde Gelir Vergisi Kanununun ticari kazanç hakkındaki hükümlerinin uygulanacağı belirtilmiştir. 193 sayılı Gelir Vergisi Kanununun 38’inci maddesinde, bilanço esasına göre ticari kazancın teşebbüsteki özsermayenin hesap dönemi sonundaki ve başındaki değerleri arasındaki müspet fark olduğu; bu dönem zarfında sahip veya sahiplerce işletmeye ilave olunan değerlerin bu farktan indirileceği, işletmeden çekilen değerlerin ise farka ilave olunacağı, ticari kazancın bu şekilde tespit edilmesi sırasında, Vergi Usul Kanununun değerlemeye ait hükümleri ile bu Kanunun 40 ve 41’inci maddeleri hükümlerine uyulacağı hükmüne yer verilmiştir. Bilindiği üzere, tekdüzen hesap çerçevesi, hesap planı ve işleyişine ilişkin açıklamalar, 26.12.1992 tarihli ve 21447 mükerrer sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan 1 Sıra No.lu Muhasebe Sistemi Uygulama Genel Tebliği ve daha sonra bu konuda yayımlanan diğer tebliğlerde yapılmış bulunmaktadır. Buna göre, şirketiniz tarafından yabancı ortağın vazgeçtiği alacak tutarının muhasebe kayıtlarına ilişkin işlemin, Muhasebe Sistemi Uygulama Genel Tebliğlerinde mevcut açıklamalar çerçevesinde yapılması gerektiği tabiidir. … ÖNERİLEN DİĞER İÇERİKLER Ortak alacaklarının sermaye eklenmesi halinde nakit blokaj zorunluluğu var mı? SMMM unvanıyla serbest çalışan mali müşavirler ayrıca ticaret yapan bir şirkete… Şirket ortağı kendi aracını şirket işlerinde kullanmak istiyor. Ortak aracını şirkete… Birden fazla şirkette ortak ve müdür olunabilir mi? Kaynak: GİB Özelge Yasal Uyarı: Bu içerikte yer alan bilgi, görsel, tablolar, açıklama, yorum, analiz ve bir bütün olarak içeriğin tamamı sadece genel bilgilendirme amacıyla verilmiştir. Kişi veya kuruma özel profesyonel bir bilgilendirme ve yönlendirmede bulunma amacı güdülmemiştir. Konu ile benzerlik gösterse de her işletmenin kendi özel şartları nedeniyle farklı durumları olabilir. Bu nedenle, bu yazıda belirtilen içerikte yola çıkarak işletmenizi etkileyecek herhangi bir karar alıp uygulamaya geçmeden önce, uzmanına danışmanız menfaatiniz gereğidir. Muhasebenews veya ilişkili olduğu kişi veya kurumlardan hiç biri, bu belgede yer alan bilgi, tablo, görsel, görüş ve diğer türdeki tüm içeriklerin özel veya resmi, gerçek veya tüzel kişi, kurum ve organizasyonlar tarafından kullanılması sonucunda ortaya çıkabilecek zarar veya ziyandan sorumlu değildir.