25 Ağustos 2026 , Salı
Muhasebe Haberleri

Yabancı Turizm Operatörlerinin Türkiye’deki Şirkete Sonradan Düzenlediği Reklamasyon ve Kickback Bedelleri Gider Yazılabilir mi?

Giriş Turizm sektöründe faaliyet gösteren işletmeler, yurtdışındaki tur operatörleriyle yaptıkları anlaşmalar kapsamında, zaman zaman hizmet kalitesinde yaşanan aksaklıklar nedeniyle “reklamasyon” veya “kickback” olarak adlandırılan iade faturalarıyla karşılaşabilmektedir. Bu durum, özellikle yurtdışından gelen turistlerin konaklama ve hizmetlerde beklentilerinin karşılanmaması sonucunda ortaya çıkar. Bu yazıda, söz konusu giderlerin Kurumlar Vergisi ve Gelir Vergisi mevzuatı çerçevesinde gider olarak kabul edilip edilmeyeceği ve hangi dönemde dikkate alınacağı açıklanmaktadır. Yasal Dayanak ve İlgili Mevzuat Kurumlar Vergisi Kanunu (KVK) Madde 6: Safi kurum kazancının tespitinde, Gelir Vergisi Kanunu’nun ticari kazanç hükümleri uygulanır. Gelir Vergisi Kanunu (GVK) Madde 40: Ticari kazancın elde edilmesi ve sürdürülmesi amacıyla yapılan giderler, safi kazancın tespitinde indirim konusu yapılabilir. GVK Madde 40/3: Mukavelename, ilam veya kanun emrine istinaden ödenen zarar, ziyan ve tazminatlar, işle ilgili olmak şartıyla gider yazılabilir. KVK Madde 11/1-g: Ceza şartı dışında, kurumun, ortaklarının veya çalışanlarının suçlarından doğan tazminatlar gider olarak indirilemez. Vergi Usul Kanunu (VUK) Madde 3: Vergiyi doğuran olayın gerçek mahiyeti esastır; ispat yükümlülüğü iddiayı ortaya koyan tarafa aittir. Giderlerin İndirilebilirliği İçin Şartlar Reklamasyon ve kickback faturalarının kurum kazancından indirilebilmesi için şu şartların sağlanması gereklidir: İşin mahiyetine ve hacmine uygun olmalıGiderin, yapılan hizmetin kapsamı ve ticari faaliyetle doğrudan ilişkisi olmalıdır. Belgelendirme zorunluluğuVUK’a uygun, tevsik edici belgeler ile ispatlanmalıdır. Kusur durumuGider, kurumun, ortakların, yöneticilerin veya çalışanların kusurundan kaynaklanmamalıdır. Tahakkuk ve dönemsellik ilkesi–Tahakkuk esası: Giderin miktar ve mahiyeti itibariyle kesinleşmesi gerekir.–Dönemsellik ilkesi: Gider, ilgili olduğu dönemin mali tablolarına yansıtılmalıdır.Ancak, aşağıdaki özelgede belirtilen durumlarda geçmiş döneme ait olsa bile cari yılda faturalandırılan ve bu yıl kesinleşen giderler, cari dönemin gideri olarak dikkate alınabilir. Uygulamada Karşılaşılan Örnek Durumlar Konaklama tesisinde hizmet eksiklikleri nedeniyle yurtdışı operatör tarafından kesilen iade faturası. Tur organizasyonunda yaşanan aksaklıklar sonucunda yapılan bedel iadesi. Transfer hizmetlerindeki sorunlar nedeniyle geri ödenen tutarlar. Bu gibi giderler, yukarıdaki şartları sağlıyorsa kurumlar vergisi matrahının tespitinde indirim konusu yapılabilir. Sonuç Reklamasyon ve kickback giderleri, ticari faaliyetin doğal bir sonucu olarak ortaya çıkabilir. Vergisel açıdan bu giderlerin indirim konusu yapılabilmesi için: İşin gereği olarak yapılması, Belgelendirilmesi, Kusurdan kaynaklanmaması, Tahakkuk ve dönemsellik ilkelerine uygun olmasışarttır. Bu koşullar sağlandığında, söz konusu giderler cari dönem kazancının tespitinde dikkate alınabilir. Soru-Cevap Bölümü Reklamasyon gideri nedir?Turizm hizmetlerinde kalite eksiklikleri nedeniyle yurtdışı operatörlerin kesmiş olduğu iade faturalarıdır. Kickback faturası ne anlama gelir?İşletmenin aldığı hizmet bedelinden, belirli nedenlerle yapılan indirim veya iade anlamına gelir. Bu giderler hangi kanuna göre değerlendirilir?Kurumlar Vergisi Kanunu, Gelir Vergisi Kanunu ve Vergi Usul Kanunu hükümlerine göre değerlendirilir. Gider olarak kabul edilmesi için ne gereklidir?İşle ilgili olmalı, belgelendirilmiş olmalı, kusurdan kaynaklanmamalı ve ticari faaliyete uygun olmalıdır. Tahakkuk esası nedir?Gelir veya giderin miktar ve mahiyet itibariyle kesinleşmesi ve hukuken talep edilebilir hale gelmesidir. Dönemsellik ilkesi neyi ifade eder?Gelir veya giderin, ilgili olduğu mali döneme kaydedilmesi gerektiğini belirtir. Geçmiş yıllara ait giderler cari yılda yazılabilir mi?Evet, cari yılda kesinleşip faturalandırılmışsa cari dönemde gider olarak dikkate alınabilir. Kusurdan kaynaklanan giderler indirilebilir mi?Hayır, kurumun veya çalışanlarının kusurundan doğan tazminatlar indirilemez. Belgelendirme nasıl yapılır?Vergi Usul Kanunu’na uygun, tevsik edici belgelerle yapılmalıdır. Turizm sektöründe bu durum sık yaşanır mı?Evet, özellikle yurtdışı operatörlerle çalışan acentelerde reklamasyon ve kickback faturaları sık karşılaşılan bir durumdur. ÖRNEK ÖZELGE T.C. GELİR İDARESİ BAŞKANLIĞI Antalya Vergi Dairesi Başkanlığı Gelir Kanunları Grup Müdürlüğü    Sayı:49327596-125.08[KVK.ÖZ.2018.65]-E.8852115.06.2020Konu:Reklamasyon ve Kickback Giderlerinin Kabul Edilip Edilmeyeceği  İlgi:. İlgide kayıtlı özelge talep formunda; “Şirketinizin turizm acenta ve operatörlüğü yapmakta olduğu, yurt dışındaki turizm operatörleri vasıtasıyla gelen turistlere konaklama tesisi temin etme, konaklama tesisine transfer, tur hizmetleri verildiği, şirketinizin söz konusu hizmetleri önceden anlaşılmış belirli teknik ve fiziki koşullar dahilinde yapmakta olduğu, muhtelif zamanlarda belirlenen şartların sağlanamaması, organizasyonda aksaklıklar yaşanması, konaklama tesisinin eksiklikleri nedeniyle önceden anlaşılan hizmet koşullarına uyum sağlanamamasından kaynaklı, şirketinizden hizmet alan turistlerin kendi yurtdışı tur operatörlerine yaptığı şikayetlerin araştırılıp soruşturulması sonucunda yurt dışı tur operatörlerinden tarafınıza reklamasyon, kickback vb. adlar altında iade niteliğinde faturalar gelmekte olduğu, söz konusu faturaların tarihi cari yıl içinde olsa da ilgili olduğu dönemlerin önceki yıllar olabildiği, şirketinizin söz konusu faturalar tarafınıza ulaşana kadar bu durumdan hiç bir surette haberdar olmadığı, sadece faturalar şirketinize ulaşınca anlaşma gereği iade işlemi yapıldığı, ticari sürecinizin doğal bir sonucu olduğu belirtilen, geçmiş döneme ilişkin cari dönem tarihli reklamasyon ve kickback vb. ad altındaki faturaların kurum kazancı hesabında gider olarak kabul edilip edilemeyeceği, edilecekse hangi dönemin gideri olarak kabul edileceği” hususunda Başkanlığımız görüşü talep edilmektedir. 5520 sayılı Kurumlar Vergisi Kanununun 6 ncı maddesinin birinci fıkrasıyla kurumlar vergisinin, mükelleflerin bir hesap dönemi içinde elde ettikleri safi kurum kazancı üzerinden hesaplanacağı; ikinci fıkrası ile de safi kurum kazancının tespitinde 193 sayılı Gelir Vergisi Kanununun ticari kazanç hakkındaki hükümlerinin uygulanacağı ifade edilmiş olup kurum kazancının tespitinde Kurumlar Vergisi Kanununun 8 inci maddesi ile Gelir Vergisi Kanununun 40 ıncı maddesinde yer alan giderler indirilebilecektir. 193 sayılı Gelir Vergisi Kanununun 37 nci maddesinde, her türlü ticari ve sınai faaliyetlerden doğan kazançların ticari kazanç olduğu belirtilmiş olup, anılan Kanunun 38 inci maddesinin birinci fıkrasında; “Bilanço esasına göre ticari kazanç, teşebbüsteki öz sermayenin hesap dönemi sonunda ve başındaki değerleri arasındaki müspet farktır. Bu dönem zarfında sahip veya sahiplerce: 1- İşletmeye ilave olunan değerler bu farktan indirilir; 2- İşletmeden çekilen değerler ise farka ilave olunur. Ticari kazancın bu suretle tespit edilmesi sırasında, Vergi Usul Kanununun değerlemeye ait hükümleri ile bu kanunun 40 ve 41 inci maddeleri hükümlerine uyulur.” Bu Kanunun 40’ıncı maddesinde safi kazancın tespit edilmesinde indirilecek giderler sayılmış olup, maddenin (1) numaralı bendinde ticari kazancın elde edilmesi ve idame ettirilmesi için yapılan genel giderlerin safi kazancın tespitinde indirim konusu yapılabileceği hüküm altına alınmıştır. Bir masrafın genel gider kapsamında gider yazılabilmesi için; harcamanın yapılmış olması, harcama ile iş arasında açık ve güçlü bir illiyet bağı bulunması, giderin keyfi olmaması, yani kazancın elde edilmesi için mecburi olarak yapılması, yapılan gider karşılığında gayri maddi bir kıymet iktisap edilmemiş olması ve maliyete dahil edilecek giderlerden olmaması ile harcamanın işin önemi ölçüsünde yapılmış olması gerekmektedir. Mezkur kanunun 40 ıncı maddesinin üçüncü bendinde; işle ilgili olmak şartiyle, mukavelenameye veya ilama veya kanun emrine istinaden ödenen zarar, ziyan ve tazminatların safi kazancın tespitinde gider olarak dikkate alınabileceği belirtilmiştir. Kurumlar Vergisi Kanununun 11 inci maddesinin birinci fıkrasının (g) bendinde “sözleşmelerde ceza şartı olarak konulan tazminatlar hariç olmak üzere kurumun kendisinin, ortaklarının, yöneticilerinin ve çalışanlarının suçlarından doğan maddi ve manevi zarar tazminat giderleri” nin kurum kazancının tespitinde indirim konusu yapılamayacağı hükme bağlanmıştır. Ticari kazancın tespitinde “dönemsellik ilkesi” ile “tahakkuk esası ilkesi” olmak üzere iki temel ilke geçerlidir. Tahakkuk esası ilkesinde, gelir veya giderin miktar ve mahiyet itibariyle kesinleşmiş olması yani geliri veya gideri doğuran işlemin tekemmül etmesinin yanı sıra, miktarının ve işlemden kaynaklanan alacağın veya borcun ödeme şartlarının da belirlenmiş olması gereklidir. Tahakkuk; gelirin ve giderin mahiyetinin kesinleşmesi ve kişiselleşmesiyle birlikte, hukuken istenebilir duruma gelmeyi sağlayan işlemin ve olayın gerçekleşmesidir. Mahiyeti ve tutarı itibarıyla kesinleşme, taraflar arasında mevcut ticari ilişkide edimlerin eksiksiz yerine getirilmesi suretiyle karşılıklı mutabakatla belirlenen bedele hak kazanılması ve bu bedelin belirginleşerek kesinleşmesini ifade eder. Bu esas dikkate alındığında, bir gelir veya gider unsurunun özel bir düzenleme bulunmadığı sürece, mahiyet ve tutar itibariyle kesinleştiği dönemin kazancının tespitinde dikkate alınması gerekmektedir. Dönemsellik ilkesi ise bu gelir veya giderin ilgili olduğu döneme intikalinin sağlanmasıdır. Diğer taraftan, 213 sayılı Vergi Usul Kanununun “Vergi Kanunlarının Uygulanması ve İspat” başlıklı 3 üncü maddesi; “B) İspat: Vergilendirmede vergiyi doğuran olay ve bu olaya ilişkin muamelelerin gerçek mahiyeti esastır. Vergiyi doğuran olay ve bu olaya ilişkin muamelelerin gerçek mahiyeti yemin hariç her türlü delille ispatlanabilir. Şu kadar ki, vergiyi doğuran olayla ilgisi tabii ve açık bulunmayan şahit ifadesi ispatlama vasıtası olarak kullanılamaz. İktisadi, ticari ve teknik icaplara uymayan veya olayın özelliğine göre normal ve mutad olmayan bir durumun iddia olunması halinde ispat külfeti bunu iddia eden tarafa aittir.” hükmü bulunmaktadır. Söz konusu hüküm ve esaslara göre yurt dışı operatörler tarafından önceki yıllarla ilgili olsa da cari yıl içinde faturalandırılmak suretiyle kesinleşen, ticari faaliyetiniz ile ilgili olup sözleşme kapsamında reklamasyon, kickback vb. adlar altında katlanmış olduğunuz giderlerinizi, -Yapılan işin mahiyetine uygun olması ve iş hacmi ile mütenasip olması, -Vergi Usul Kanunu hükümlerine uygun tevsik edici belgelerle belgelendirilmesi, -Şirketinizin, ortaklarınızın, yöneticilerinizin veya çalışanlarınızın kusurundan kaynaklanmaması şartıyla kurum kazancınızın tespitinde dönem gideri olarak dikkate almanız mümkün bulunmaktadır. … DİĞER KONULARLA İLGİLİ ÖNERİLEN İÇERİKLER Serbest Bölgeden İstanbul’daki Merkeze Test İçin Geçici Gönderilen Ürünler Vergi İstisnasından… Teknopark AR-GE Kazanç İstisnası Proje Başlangıç Tarihinde mi, Telif Tescil Belgesi… Yazılım Şirketinin e-Turquality Bilişim Yıldızları Programı Kapsamında Aldığı Yurt Dışı Tanıtım… Teknoparkta Çekilen Eğitim Videoları Ar-Ge ve Yazılım İstisnasından Yararlanır mı? Yurt İçindeki Bir Yazılım Şirketine Yaptırılıp Yurt Dışına Satılan Yazılım İçin… Kaynak: GİB Özelge Yasal Uyarı: Bu içerikte yer alan bilgi, görsel, tablolar, açıklama, yorum, analiz ve bir bütün olarak içeriğin tamamı sadece genel bilgilendirme amacıyla verilmiştir. Kişi veya kuruma özel profesyonel bir bilgilendirme ve yönlendirmede bulunma amacı güdülmemiştir. Konu ile benzerlik gösterse de her işletmenin kendi özel şartları nedeniyle farklı durumları olabilir. Bu nedenle, bu yazıda belirtilen içerikte yola çıkarak işletmenizi etkileyecek herhangi bir karar alıp uygulamaya geçmeden önce, uzmanına danışmanız menfaatiniz gereğidir. Muhasebenews veya ilişkili olduğu kişi veya kurumlardan hiç biri, bu belgede yer alan bilgi, tablo, görsel, görüş ve diğer türdeki tüm içeriklerin özel veya resmi, gerçek veya tüzel kişi, kurum ve organizasyonlar tarafından kullanılması sonucunda ortaya çıkabilecek zarar veya ziyandan sorumlu değildir.