25 Ağustos 2026 , Salı
Muhasebe Haberleri

Yurt Dışından Tahsil Edilemeyen Alacaklar ve Yargı Harçlarının Vergisel Durumu

Küresel ticaret yapan firmalar için yurt dışı alacakların tahsil edilememesi ciddi bir mali risk yaratmaktadır. Bu tür durumlarda muhasebe uygulamaları ve vergi mevzuatı çerçevesinde alınabilecek önlemler, özellikle şüpheli alacak karşılığı ayrılması ve yurt dışında ödenen yargı giderlerinin gider olarak dikkate alınıp alınamayacağı konularında netlik kazanmalıdır. Bu yazımızda, Gelir Vergisi Kanunu, Kurumlar Vergisi Kanunu ve Vergi Usul Kanunu kapsamında, yurt dışından tahsil edilemeyen ihracat alacaklarının şüpheli alacak olarak değerlendirilip değerlendirilemeyeceğini ve bu süreçte yapılan mahkeme harçlarının vergi matrahında gider olarak indirilebilirliğini açıklıyoruz. Şüpheli Alacak Karşılığı Ne Zaman Ayrılır? Vergi Usul Kanunu’nun 323. maddesine göre, bir alacağın şüpheli hale gelmesi için aşağıdaki şartlardan birinin sağlanması gerekir: Alacağın dava veya icra takibine konu olması, Yazılı olarak birden fazla kez talep edilmesine rağmen ödenmemesi, Dava ve icra takibine değmeyecek kadar küçük olması. Bu kapsamda, yurt dışı alacaklar da dâhil olmak üzere, ticari kazancın elde edilmesiyle ilgili tüm alacaklar, söz konusu şartları taşıyorsa şüpheli alacak sayılabilir. Yurt Dışı Alacaklarda Ne Yapılmalı? Yurt dışında mukim bir firmaya karşı doğmuş ve tahsil edilemeyen bir alacak için, ilgili ülkenin mahkemelerinde dava açılması veya icra işlemi başlatılması, alacağın şüpheli hale geldiğini gösterir. Şekli bir başvuru yeterli değildir; dava veya icra sürecinin ciddiyetle yürütülmesi gerekir. Örnek olayda olduğu gibi Ukrayna’da yerleşik bir firmadan olan ihracat alacağınız için Ukrayna KYİV Ekonomik Mahkemesi’nde dava açılmışsa, bu alacak, dava tarihi itibarıyla şüpheli hale gelir ve aynı hesap döneminde karşılık ayrılabilir. Kur Farkları İçin Şüpheli Alacak Karşılığı Ayrılır mı? Evet. Alacak şüpheli hale geldikten sonra, buna bağlı olarak oluşan kur farkları da asıl alacak gibi değerlendirilir. Bu nedenle, alacakla birlikte kur farkları için de karşılık ayrılabilir. Yurt Dışındaki Mahkeme Harçları Gider Yazılabilir mi? Evet. Şirketin iş faaliyetleri kapsamında açılan yurt dışı davalarda ödenen mahkeme harçları, ticari kazancın elde edilmesiyle doğrudan ilgili olduğundan, fiilen ödendiği yılın gideri olarak kurum kazancından indirilebilir. Buradaki kritik unsur, yargı giderinin işle doğrudan ilgili olması ve gerçek bir ödemeye dayanmasıdır. Tahakkuk Esası ve Dönemsellik İlkesine Dikkat Vergi mevzuatında geçerli olan tahakkuk esası ve dönemsellik ilkesi, şüpheli alacak karşılığının ve giderlerin doğru dönemde muhasebeleştirilmesini gerektirir. Alacağın şüpheli hale geldiği yıl içinde karşılık ayrılmalı; gider niteliği taşıyan mahkeme harcı ise ödemenin yapıldığı hesap döneminde gider olarak kaydedilmelidir. Uygulamada Dikkat Edilmesi Gerekenler Yurt dışı alacaklar için açılan davalarda dava dilekçesi ve ödeme belgeleri saklanmalı. Şüpheli alacak karşılıkları ayrı hesaplarda izlenmeli ve belgelerle desteklenmelidir. Dava veya icra takibi süreci resmi yollarla yürütülmeli ve yalnızca başvuru ile yetinilmemelidir. Sonuç Yurt dışı alacakların tahsil edilememesi durumunda, ilgili ülkenin yargı süreci başlatılarak şüpheli alacak karşılığı ayrılabilir. Ayrıca, dava sürecinde ödenen mahkeme harçları da işle ilgili gider olarak kurum kazancından indirilebilir. Bu konularda yapılacak yanlış uygulamalar, vergi ziyaına ve cezai yaptırımlara yol açabileceğinden, firmaların mevzuata uygun hareket etmeleri büyük önem taşır. T.C.GELİR İDARESİ BAŞKANLIĞI İSTANBUL VERGİ DAİRESİ BAŞKANLIĞI(Mükellef Hizmetleri Gelir Vergileri Grup Müdürlüğü) Sayı : 62030549-125[6-2015/356]-881164 03.10.2018Konu :Tahsil edilemeyen yurt dışı alacağına karşılık ayrılıp ayrılamayacağı ile yurt dışındaki mahkemeye ödenen yargı harcının gider olarak indirilip indirilemeyeceği. İlgide kayıtlı özelge talep formunda, şirketinizin Ukrayna sınırları içinde bir firmaya yaptığınız ihracattan dolayı 276.696,66 ABD Doları alacağınızın olduğu, müşterinin Kırım’da bulunduğu ve bu bölgenin Rusya’nın işgali altında olması nedeniyle alacağınızın tahsilinin imkansız hale geldiği, ilgili ülke mevzuatına göre dava açıldığı ve 3.391 ABD Doları mahkeme harcı ödediğinizi belirtilerek, yargılama giderlerinin indirim konusu yapılıp yapılamayacağı ile tahsil edilemeyen ihracat bedeli için şüpheli ticari alacak karşılığı ayrılıp ayrılamayacağı hususunda görüş talep edilmekte olup konuya ilişkin Başkanlığımız görüşü aşağıda açıklanmıştır. 5520 sayılı Kurumlar Vergisi Kanununun 6 ncı maddesinde, kurumlar vergisinin, mükelleflerin bir hesap dönemi içinde elde ettikleri safi kurum kazancı üzerinden hesaplanacağı ve safi kurum kazancının tespitinde Gelir Vergisi Kanununun ticari kazanç hakkındaki hükümlerinin uygulanacağı hükme bağlanmıştır. 193 sayılı Gelir Vergisi Kanununun 38 inci maddesinde; “Bilanço esasına göre ticari kazanç, teşebbüsdeki öz sermayenin hesap dönemi sonunda ve başındaki değerleri arasındaki müsbet farktır. Bu dönem zarfında sahip veya sahiplerce: 1. İşletmeye ilave olunan değerler bu farktan indirilir;  2. İşletmeden çekilen değerler ise farka ilave olunur.  Ticari kazancın bu suretle tespit edilmesi sırasında, Vergi Usul Kanunu’nun değerlemeye ait hükümleri ile bu kanunun 40 ve 41’inci maddeleri hükümlerine uyulur.”   hükümleri yer almaktadır. Aynı Kanunun “İndirilecek Giderler” başlıklı 40 ıncı maddesinin birinci fıkrasının; (1) numaralı bendinde, ticari kazancın elde edilmesi ve idame ettirilmesi için yapılan genel giderlerin, (3) numaralı bendinde ise işle ilgili olmak şartıyla, mukavelenameye, ilam veya kanun emrine istinaden ödenen zarar, ziyan ve tazminatların, (7) numaralı bendinde ise Vergi Usul Kanunu hükümlerine göre ayrılan amortismanların, safi kazancın tespitinde gider olarak indirilebileceği belirtilmiştir. Ticari kazancın tespitinde “tahakkuk esası ilkesi” ve “dönemsellik ilkesi” olmak üzere iki temel ilke geçerlidir. Tahakkuk esası ilkesinde, gelir veya giderin miktar ve mahiyet itibariyle kesinleşmiş olması, yani geliri veya gideri doğuran işlemin tekemmül etmesinin yanı sıra, miktarının ve işlemden kaynaklanan alacağının veya borcun ödeme şartlarının da belirlenmiş olması gereklidir. Dönemsellik ilkesi ise bu gelir veya giderin ilgili olduğu döneme intikalinin sağlanmasıdır. 213 sayılı Vergi Usul Kanununun “Şüpheli Alacaklar” başlıklı 323 ncü maddesinde; “Ticari ve zirai kazancın elde edilmesi ve idame ettirilmesi ile ilgili olmak şartıyla; 1- Dava veya icra safhasında bulunan alacaklar; 2-Yapılan protestoya veya yazı ile bir defadan fazla istenilmesine rağmen borçlu tarafından ödenmemiş bulunan dava ve icra takibine değmeyecek derecede küçük alacaklar; şüpheli alacak sayılır. Yukarıda yazılı şüpheli alacaklar için değerleme gününün tasarruf değerine göre pasifte karşılık ayrılabilir. Bu karşılığın hangi alacaklara ait olduğu karşılık hesabında gösterilir. Teminatlı alacaklarda bu karşılık teminattan geri kalan miktara inhisar eder. Şüpheli alacakların sonradan tahsil edilen miktarları tahsil edildikleri dönemde kar zarar hesabına intikal ettirilir.” hükmü yer almaktadır. Bu hükme göre, ticari kazancın elde edilmesi veya idame ettirilmesi ile ilgili olarak dava veya icra safhasında bulunan alacaklarla, yapılan protestoya veya yazı ile bir defadan fazla istenilmesine rağmen borçlu tarafından ödenmemiş olan dava ve icra takibine değmeyecek derecedeki küçük alacaklar şüpheli alacak sayıldığından yukarıda belirtilen şartları taşıyan alacaklar için karşılık ayrılması mümkün bulunmakta olup, bu şartlardan herhangi birisinin mevcut olmaması halinde ise şüpheli alacak kaydına imkan bulunmamaktadır. Alacağın yurt içinden veya yurt dışından olması bir önem taşımadığından yurt dışından olan alacaklar için de bu madde hükümleri geçerlidir. Dolayısıyla, mahkemeye dava veya icra merciine takip dilekçesinin verilmiş olması, alacağın dava veya icra safhasına intikal ettiğini gösterir. Ancak şekli bir başvuru alacağın şüpheli sayılması için yeterli değildir. Bir alacağın dava veya icra safhasında olduğunun kabulü için mahkemeye dava veya icra merciine takip için dilekçe verilmiş olması, ancak gerek mahkemeye gerek icra merciine yapılan başvuruların ciddiyetle takip edilmesi gerekmektedir. Yurt dışından olan alacakların şüpheli hale geldiğinin ispatlanabilmesi için ticari iş yapılan firmanın mukim olduğu ülkenin mahkemelerinde dava açılması veya icra takibinde bulunulması gerekmektedir. Yurt dışından olan alacakların dönem sonunda değerlemesi nedeniyle oluşacak kur farkları da asıl alacağın akıbetine tabi olduğundan asıl alacak şüpheli hale geldikten sonra bu alacağa bağlı olarak oluşan kur farkları için de şüpheli alacak karşılığı ayrılması mümkün bulunmaktadır. Bu hüküm ve açıklamalara göre mahkeme kararına istinaden şirketiniz tarafından ödenecek yargı harcının işle ilgili olması şartıyla fiilen ödendiği tarih itibarıyla kurum kazancının tespitinde gider olarak dikkate alınması mümkündür. Yurt dışından olan ve tahsil edilemeyen alacaklarınız için ise iş yaptığınız firmanın mukim olduğu ülkenin mahkemelerinde dava açılması veya ilgili ülkenin icra mevzuatı uyarınca icra takibine başlanılması halinde alacağın Vergi Usul Kanununun 323 üncü maddesine göre şüpheli hale geldiği kabul edilebilecek olup söz konusu takiplere başlanıldığı hesap döneminde karşılık ayrılması mümkün bulunmaktadır. Ayrıca, yukarıda yapılan açıklamalar çerçevesinde, yurt dışından olan alacağınız için 14.12.2015 tarihinde borçlunun mukim olduğu Ukrayna KYİV Ekonomik Mahkemesine dava açıldığı göz önüne alındığında, söz konusu alacağınız için 2015 yılında şüpheli alacak karşılığı ayrılması mümkün bulunmaktadır. … Kaynak: GİB Özelge Yasal Uyarı: Bu içerikte yer alan bilgi, görsel, tablolar, açıklama, yorum, analiz ve bir bütün olarak içeriğin tamamı sadece genel bilgilendirme amacıyla verilmiştir. Kişi veya kuruma özel profesyonel bir bilgilendirme ve yönlendirmede bulunma amacı güdülmemiştir. Konu ile benzerlik gösterse de her işletmenin kendi özel şartları nedeniyle farklı durumları olabilir. Bu nedenle, bu yazıda belirtilen içerikte yola çıkarak işletmenizi etkileyecek herhangi bir karar alıp uygulamaya geçmeden önce, uzmanına danışmanız menfaatiniz gereğidir. Muhasebenews veya ilişkili olduğu kişi veya kurumlardan hiç biri, bu belgede yer alan bilgi, tablo, görsel, görüş ve diğer türdeki tüm içeriklerin özel veya resmi, gerçek veya tüzel kişi, kurum ve organizasyonlar tarafından kullanılması sonucunda ortaya çıkabilecek zarar veya ziyandan sorumlu değildir.